1960’larda İsviçre’de yabancı iş gücü tartışması büyümeyi gölgede bıraktı

1960’lı yıllarda İsviçre, yabancı işçilerin katkısıyla tarihinin en hızlı ekonomik büyümesini yaşadı. Ancak aynı dönemde yabancı nüfusun artışı “aşırı yabancılaşma” tartışmalarını tetikledi ve göçün sınırlandırılması yönünde siyasi ve toplumsal baskılar oluştu.

1960’lı yıllarda İsviçre ekonomisi benzeri görülmemiş bir büyüme sürecine girdi. Sanayi, inşaat ve hizmet sektörlerinde yaşanan hızlı genişleme, ciddi bir iş gücü ihtiyacı doğurdu. Bu ihtiyaç büyük ölçüde yabancı işçilerle karşılandı. Aynı dönemde doğum oranlarının yükselmesiyle birlikte ülke nüfusu hızla arttı. 1960’ların ortasında İsviçre’nin nüfusu yaklaşık 5,8 milyona ulaştı ve bu artış ülke tarihinde kaydedilen en yüksek nüfus artışı olarak kayıtlara geçti.

Des travailleurs italiens s’apprêtent à rentrer au pays pour fêter Noël (1966). https://permalink.nationalmuseum.ch/100714161

Ekonomik büyümeyle paralel ilerleyen göç süreci, kamuoyunda “yabancı nüfusun aşırı artışı” tartışmalarını gündeme taşıdı. Bu kavram, basında ve siyasi söylemde sıkça kullanılmaya başlandı. Tartışmalar, savaş sonrası dönemde giderek yaygınlaştı ve toplumsal kaygıların merkezine yerleşti.

Bu dönemde göçmen işçilerin sayısının sınırlandırılması çağrıları özellikle sendikal çevrelerden yükseldi. Sendikalar, yabancı iş gücünün kontrol altına alınması gerektiğini savunarak belirli bir üst sınır talep etti. Bu sınırın aşılması halinde ciddi toplumsal sorunlar yaşanacağı öne sürüldü. Ancak bu sınır, o tarihte zaten aşılmış durumdaydı ve uygulanması halinde on binlerce kişinin ülkeden ayrılmasını gerektirecekti.

1964 yılında yürürlüğe giren aile birleşimini kolaylaştıran uluslararası anlaşmalar, göçmen işçilerin eşleri ve çocuklarıyla birlikte yaşamasını mümkün hale getirdi. Bu gelişme, uzun süredir ailelerinden ayrı yaşayan veya kayıt dışı koşullarda bulunan çocukların durumunu iyileştirdi. Ancak aynı zamanda yabancı nüfusun görünürlüğünü artırdı ve toplumsal endişeleri derinleştirdi.

Une famille italienne s’apprête à rentrer au pays pour fêter Noël (1966). https://permalink.nationalmuseum.ch/100714135

Kamuoyunda artan kaygılar, konut sıkıntısı ve iş piyasasındaki rekabetle ilişkilendirildi. Yabancı işçilerin sendikalara düşük oranda üye olması, sendikalar içinde de tartışmalara yol açtı. Bir yandan işçi sınıfı dayanışması savunulurken, diğer yandan yabancı işçilerin sayısının artması çelişkili bir tablo yarattı.

Bu süreçte “yabancılaşma” söylemi yalnızca sendikalarla sınırlı kalmadı. Basında ve siyasi tartışmalarda da sıkça yer aldı. Bazı çevreler, yabancı iş gücünün kontrol edilmemesi halinde ülkenin siyasi, kültürel ve dilsel yapısının zarar göreceğini savundu. Bu görüşler, iş gücü talebine karşılık olarak mevsimlik ve geçici çalışma modellerini gündeme getirdi. Bu model, yabancı işçilerin kısa süreli çalıştırılmasını ve kalıcı entegrasyonlarının önlenmesini amaçlıyordu.

Aynı dönemde bazı bölgelerde yabancı nüfusun “taşınamaz” bir seviyeye ulaştığı yönünde açıklamalar yapıldı. Bu ifadeler, özellikle İtalya’dan gelen işçileri hedef alan bir dil içeriyordu. Yabancıların sayısının “makul” bir düzeye indirilmesi gerektiği vurgulandı ancak bu sınırın ne anlama geldiği net olarak tanımlanmadı.

1960’ların ortalarına gelindiğinde, göç karşıtı söylemler yalnızca sol çevrelerle sınırlı kalmadı. Farklı siyasi geçmişlerden gelen gruplar da benzer argümanları dile getirmeye başladı. Bu gruplar, ekonomik büyümenin bedelinin toplumsal gerilim olduğunu savundu ve yabancı iş gücünün azaltılmasını talep etti. Göç karşıtı girişimler kamuoyunda geniş yankı buldu.

gastarbeiter-italienjpg

Buna karşılık bazı gazeteler ve ekonomik çevreler, tartışmalarda ölçülü olunması çağrısında bulundu. Yabancı nüfusun her bölgede aynı yoğunlukta olmadığı, bazı yerlerde neredeyse hiç görünmediği hatırlatıldı. Ayrıca İsviçre’nin ekonomik refahının büyük ölçüde yabancı işçilerin emeğiyle sağlandığı sıkça dile getirildi.

Bu dönemde toplumun geniş kesimleri ekonomik refahtan faydalanmaya başladı. İşçi sınıfının önemli bir bölümü orta sınıfa yükseldi. Nüfus yoğunluğu ve yabancı varlığı rahatsızlık yaratsa da, bu refahtan vazgeçmeye yönelik bir irade ortaya çıkmadı. Tartışmalar, ekonomik büyüme ile göç arasındaki ilişkinin kamuoyunda sürekli gündemde kalmasına neden oldu.

1960’ların sonuna doğru yabancı nüfus meselesi, halk girişimlerine ve siyasi kampanyalara konu olmaya başladı. Bu süreç, ilerleyen yıllarda sağ popülist hareketlerin güç kazanmasının zeminini oluşturdu ve İsviçre siyasetinde kalıcı izler bıraktı.

Güncel haberler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir