CENEVRE– BM İnsan Hakları Konseyi’nin 61. Oturumu kapsamında Cenevre’de düzenlenen konferansta konuşan hukukçular, Türkiye’nin azınlık haklarına ilişkin uluslararası yükümlülüklerini yerine getirmesi gerektiğini belirtti. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin “umut hakkı” kararının uygulanmadığı ifade edildi, Rojava’daki ihlallerin soruşturulması çağrısı yapıldı.
Birleşmiş Milletler Cenevre Ofisi’nde süren BM İnsan Hakları Konseyi 61. Oturumu kapsamında “Azınlık Hakları: Türkiye ve Suriye’de Durum” başlıklı bir konferans düzenlendi. Etkinlikte uluslararası hukuk çerçevesinde Türkiye ve Suriye’deki azınlık hakları ele alındı.
BM Azınlık Hakları Özel Raportörü Nicolas Levrat, Medeni ve Siyasi Haklar Uluslararası Sözleşmesi’nin 27. maddesine dikkat çekerek, etnik, dini ve dilsel azınlıkların kendi kültürlerini yaşama ve dillerini kullanma haklarının güvence altında olduğunu söyledi. Türkiye’nin taraf olduğu sözleşmeler kapsamında azınlıkların kültürel yaşamına müdahale etmemesi, ayrımcılığı önlemesi ve etkili başvuru yolları sağlaması gerektiğini belirtti.
Levrat, Türkiye’nin azınlık statüsünü Lozan Antlaşması çerçevesinde yorumladığını ve resmi olarak yalnızca gayrimüslim toplulukları azınlık kabul ettiğini ifade etti.
Uluslararası Barolar Birliği İnsan Hakları Enstitüsü üyesi Avukat Eleonora Scala ise Abdullah Öcalan’ın başlattığı sürece değinerek, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin verdiği “umut hakkı” kararının uygulanmadığını söyledi. Cezaevi koşullarında değişiklik yapılmadığını belirten Scala, hükümetin güven artırıcı adımlar atması gerektiğini dile getirdi.
İngiliz avukat Stephen C. Knight ise Rojava’ya yönelik saldırılar sırasında sivillere karşı ihlaller yaşandığını savundu. Keyfi gözaltılar, zorla kaybetmeler ve zorunlu göç uygulamalarının uluslararası insancıl hukuka aykırı olduğunu belirterek, bağımsız soruşturma mekanizmalarının devreye girmesi çağrısında bulundu.
Konferansta, uluslararası toplumun bölgedeki hak ihlallerine karşı daha etkin bir tutum alması gerektiği vurgulandı.
