Çığlar Alpler’deki buzulları yavaşlatıyor: Isınmaya karşı beklenmedik etki

İsviçre Orman, Kar ve Peyzaj Araştırma Enstitüsü WSL’nin öncülük ettiği uluslararası bir araştırmaya göre, Alpler’deki buzullarda biriken karın yüzde 11’i çığlar sayesinde oluşuyor. Çalışma, çığların küresel ısınma karşısında bazı buzulların daha uzun süre ayakta kalmasına katkı sağladığını ortaya koyuyor.

Genellikle ani, yıkıcı ve ölümcül doğa olayları olarak bilinen çığlar, Alpler ve diğer dağlık bölgelerde başlıca doğal tehlikeler arasında yer alıyor. Kayakçılar için hayati risk oluşturan, yolları, evleri ve hatta köyleri sürükleyip yok edebilen çığların etkisi çoğu zaman yalnızca felaket boyutuyla anılıyor. Ancak yeni bir bilimsel araştırma, çığların doğadaki rolünün sanılandan çok daha karmaşık olduğunu gösteriyor.

İsviçre Orman, Kar ve Peyzaj Araştırma Enstitüsü WSL’nin öncülük ettiği uluslararası bir çalışma, çığların İsviçre’de ve dünya genelinde buzulların varlığını sürdürmesinde kritik bir rol oynadığını ortaya koydu. Araştırmaya göre, Alpler’deki buzullarda biriken karın ortalama yüzde 11’i çığlar yoluyla taşınıyor. Bu kar, buzulların erimesini kısmen telafi ederek küresel ısınmanın etkilerini yavaşlatıyor.

Bu çalışma, dünya genelinde yaklaşık 200 bin buzulun ilk kez kapsamlı biçimde incelenmesiyle hazırlandı. Araştırmada uydu ölçümleri, buzul gelişimini ve kar kütlelerinin hareketini hesaplayan gelişmiş modeller kullanıldı. Böylece çığların buzullar üzerindeki etkisi ilk kez sayısal olarak ortaya kondu.

Araştırmanın başyazarı ve WSL buzulbilimcisi Marin Kneib, daha önce bu etkinin yeterince bilinmediğini belirterek, çığların buzullar açısından “önemli bir faktör” olduğunu vurguladı. Kneib’e göre çığlar, yalnızca yıkıcı bir doğa olayı değil, aynı zamanda buzulların yüzeyine düzenli olarak kar taşıyan doğal bir mekanizma işlevi görüyor.

Buzullar, temelde kar birikimi ile buz erimesi arasındaki dengeye dayanıyor. Kar tabakası, buzul yüzeyini yükselen sıcaklıklara karşı koruyor; zamanla sıkışarak buza dönüşüyor. Araştırma, dünya genelinde buzullarda biriken karın ortalama yüzde 3’ünün çığlar sayesinde geldiğini ortaya koydu. Ancak bu oran bölgeden bölgeye büyük farklılıklar gösteriyor.

Alpler’de oran yüzde 11’e ulaşırken, doğu Himalayalar’da yüzde 19, Yeni Zelanda’da ise yüzde 22’ye kadar çıkıyor. Bazı küçük buzullarda ise biriken karın yüzde 50’den fazlasının çığlar yoluyla geldiği tespit edildi. Bu durum, özellikle yüzölçümü bir kilometrekareden küçük olan buzulların küresel ısınmaya karşı daha uzun süre direnebilmesini sağlıyor. Güneydoğu İsviçre’deki Länta Buzulu bu duruma örnek gösteriliyor.

Bilim insanlarına göre, buzullar küçüldükçe çığların önemi daha da artacak. Ancak bu durum, buzulların kurtulacağı anlamına gelmiyor. Kneib, bu etkinin yalnızca erime sürecini yavaşlattığını belirterek, 2100 yılına kadar Alpler’deki buz hacminin 2000 yılına kıyasla yüzde 80’den fazla azalmasının beklendiğini ifade etti.

Araştırma, her bölgede çığların olumlu bir etki yaratmadığını da ortaya koyuyor. Güney Amerika’daki tropikal Andlar’da çığlar, buzullara kar taşımak yerine mevcut karı aşağı sürükleyerek erimeyi hızlandırabiliyor. Bunun nedeni, bu bölgelerdeki buzulların aşırı dik yüzeylere sahip olması. Buna karşılık İzlanda, Grönland ve Rusya Arktik bölgesi gibi daha düz alanlarda çığların buzullar üzerindeki etkisi neredeyse yok denecek kadar az.

Bilim insanları, çığlarla taşınan kar miktarının bilinmesinin, buzulların geleceğine dair daha doğru tahminler yapılmasını sağlayacağını vurguluyor. Buzullar, özellikle yaz aylarında ve kurak dönemlerde hayati öneme sahip su kaynakları arasında yer alıyor. Orta Asya ve Andlar’da on milyonlarca insan doğrudan buzul erimesiyle beslenen suya bağımlı durumda.

Ayrıca buzulların geri çekilmesi, dağ yamaçlarının dengesini bozarak yeni doğal tehlikeleri de beraberinde getiriyor. İsviçre’nin Valais kantonundaki Blatten köyünde yaşanan olaylar, buzul gerilemesinin heyelan ve ani sel risklerini nasıl artırabileceğini gösteren örnekler arasında yer alıyor.

WSL tarafından yürütülen bu çalışma, daha hassas ve ayrıntılı buzul modellerinin geliştirilmesine katkı sağlamayı hedefliyor. Araştırmacılara göre, bu yeni modeller sayesinde her bir buzul için daha doğru erime tahminleri yapılabilecek. Bu da hidroelektrik üretimi, tarım planlaması ve doğal afet risk yönetimi açısından kritik önem taşıyor.

Diğer haberler

İran’daki protestolar Pahlavi hanedanını ve İsviçre ile kurulan eski bağları yeniden gündeme taşıdı

Jura adı tesadüf değil: Dünya tarihindeki Jura dönemi ismini İsviçre’den alıyor

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir