VAUD– Federal Mahkeme, işverene tamamen bağlı oturum izninin hukuka aykırı olduğuna hükmetti ancak mağdur işçinin İsviçre’de kalmasına onay vermedi
İsviçre Federal Mahkemesi’nin dikkat çeken bir kararı, yıllarca ağır koşullarda çalıştırıldığını belirten bir Filipinli ev işçisinin sınır dışı edilme tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu ortaya koydu. Karar, özellikle işverene sıkı biçimde bağlı özel oturum izinlerinin hukuki niteliği açısından tartışma yarattı.
Olay 2011 yılında başladı. Filipinli işçi, kız kardeşiyle birlikte Bern kantonuna bağlı lüks kayak merkezi Gstaad’da varlıklı bir Suudi iş insanının yanında çalışmaya başladı. Araştırmacı gazetecilik platformu Republik’in yayımladığı dosyaya göre işçi, neredeyse sürekli çalışmaya hazır halde tutulduğunu, dinlenme süresinin yok denecek kadar az olduğunu ve ayda yalnızca yaklaşık 300 İsviçre frangı ücret aldığını anlattı. Kız kardeşi ise cinsel istismara uğradığını öne sürdü.
Söz konusu çalışma düzeni beş yıl sürdü. Filipinli işçi, hak ettiğini düşündüğü ücretleri talep ettiğinde ise derhal işten çıkarıldı. Böylece hem işini hem barınma imkânını hem de oturum hakkını kaybetti. Zira sahip olduğu çalışma izni istisnai nitelikteydi ve yalnızca tek bir işverene bağlıydı. İşçi, iş değiştirme ya da istifa etme hakkına sahip değildi; aksi halde oturum izni otomatik olarak geçersiz hale geliyordu.
Dosya, en yüksek yargı mercii olan Federal mahkemeye taşındı. Mahkeme, çalışanı tamamen işverene bağlayan bu tür izin uygulamasının federal hukuka aykırı olduğuna hükmetti. Kararın ardından Federal Göçmenlik Dairesinin (SEM) uygulamasını değiştirerek bu tür izin sahiplerinin işveren değiştirebilmesine olanak tanımak zorunda kaldı.
Ancak mahkeme, söz konusu hukuka aykırılığın Filipinli işçinin oturum izninin otomatik olarak uzatılması için yeterli olmadığına karar verdi. Yargıçlar, İsviçre’de geçirdiği süreye rağmen sosyal ve dilsel entegrasyonunun yetersiz olduğu gerekçesiyle oturumun uzatılmasını zorunlu görmedi.
Karar, diplomatik statüye veya özel izinlere bağlı çalışan yabancı işçilerin korunması ve sömürü riskine karşı hukuki güvenceleri konusunda yeni tartışmaları beraberinde getirdi.
