İsviçre’nin farklı kentlerinde Kürdistanlılar ve dayanışma çevreleri, Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik saldırılara karşı geniş katılımlı eylemler gerçekleştirdi. Bellinzona’dan başlayarak Solothurn, St. Gallen, Chur, Winterthur, Zürih, Luzern ve Basel’e uzanan protestolarda Rojava’daki direnişle dayanışma mesajları öne çıktı. Tren istasyonları, kent meydanları ve parlamento binaları önünde yapılan yürüyüş ve mitinglerde Kürt halkının birliği, kadınların öncülüğü ve ortak mücadele vurgulandı.
Bellinzona’da yüzlerce kişinin katılımıyla düzenlenen yürüyüşte Kürdistan bayrakları taşındı, Rojava’ya yönelik saldırıların aynı zihniyetin devamı olduğu ifade edildi. Solothurn’da yapılan eylemde katılımcılar, katliamların durdurulması çağrısında bulunurken, Rojava direnişinin 2014’ten bu yana süren tarihsel anlamına dikkat çekildi. St. Gallen’de konuşmalar, Rojava’nın dört parça Kürdistan arasında birleştirici bir rol üstlendiği yönünde oldu.
Chur’da yapılan basın açıklamasında direnişin yalnızca bir bölgeyle sınırlı olmadığı, tüm Kürt halkını ilgilendiren bir süreç olduğu vurgulandı. Winterthur’da ise yürüyüş talebine yönelik polis engeli protesto edilirken, eylem uzun süre sloganlarla sürdürüldü. Zürih’te başlangıçta yaşanan müdahalelere rağmen, yapılan görüşmelerin ardından binlerce kişinin katıldığı bir yürüyüş gerçekleştirildi ve çevredeki halkın alkışlarla destek verdiği görüldü.
Luzern’de tarihi kent merkezinden geçerek parlamento önüne yürüyen kitle, daha sonra köprü üzerinde oturma eylemi yaptı. Basel’de ise Claraplatz’dan başlayan yürüyüş, şehir merkezinde oturma eylemleriyle devam etti; uluslararası kamuoyunun sessizliğine dikkat çekildi ve Rojava halkıyla dayanışmanın ahlaki bir sorumluluk olduğu vurgulandı.
İsviçre genelindeki eylemlerde ortak mesaj, Rojava’ya yönelik saldırıların kabul edilemez olduğu ve bu saldırılar sona erene kadar protestoların sürdürüleceği yönünde oldu. Katılımcılar, direnişin savunulması ve uluslararası toplumun daha net bir tutum alması çağrısıyla alanlardan ayrıldı.
