İSVİÇRE- İkinci Dünya Savaşı sırasında İsviçre, binlerce Fransız ve Monakolu çocuğu kabul ederek insani yardım sundu. Ancak bu program aynı zamanda siyasi hedeflere hizmet etti ve Yahudi çocuklar sistematik olarak bu yardımların dışında bırakıldı.
İkinci Dünya Savaşı yıllarında İsviçre Kızılhaçı öncülüğünde yürütülen çocuk yardım programı kapsamında, savaşın etkilediği bölgelerden binlerce çocuk İsviçre’ye getirildi. Özellikle Fransa ve Monako’dan gelen çocuklar, belirli sürelerle İsviçreli ailelerin yanında kalarak savaşın yıkıcı koşullarından uzaklaştırıldı.
Bu kapsamda 16 Haziran 1942’de, çoğunluğu Fransız ve Monakolu çocuklardan oluşan bir tren Cenevre Garı’na ulaştı. Beyaz önlüklü yardım görevlileri tarafından karşılanan çocuklar, İsviçre bayrakları ve tören eşliğinde kabul edildi. Çocukların gelişi, kamuoyuna insani yardım örneği olarak sunuldu ve basın tarafından yakından takip edildi.
Program kapsamında 5 ile 14 yaş arasındaki çocuklar, sıkı sağlık kontrolleri ve resmi belgelerle ülkeye kabul edildi. Çocuklar üç ay boyunca İsviçreli ailelerin yanında kaldıktan sonra ülkelerine geri gönderildi. 1942 yılı boyunca toplam 40 trenle 17 bin 691 Fransız ve Monakolu çocuğun İsviçre’ye getirildiği kaydedildi.
Programın yönetimi, İsviçre hükümetinin kararıyla doğrudan İsviçre Kızılhaçı’na devredildi. Kurumun devletle yakın ilişkisi ve tarafsızlık ilkesi, bu yardım faaliyetlerinin uluslararası alanda İsviçre’nin insani imajını güçlendirmesine katkı sağladı. Bu süreçte çocuk yardımları, ülkenin savaş sırasındaki tarafsızlık politikasının sembollerinden biri olarak öne çıktı.
Ancak tarihi araştırmalar, bu yardım programının tüm çocukları kapsamadığını ortaya koydu. İsviçre hükümetinin aldığı karar doğrultusunda Yahudi çocukların ülkeye kabul edilmesi engellendi. 1939 yılında sınırlı sayıda Yahudi çocuğun kabul edilmesine izin verilmiş olsa da, daha sonraki yıllarda uygulanan sıkı mülteci politikası nedeniyle Yahudi çocuklar tamamen dışlandı.
Bu karar, Nazi Almanyası’nın Yahudilere yönelik baskı ve sürgün politikalarının yoğunlaştığı bir döneme denk geldi. 1942 yılında Fransa’dan Auschwitz’e ilk sürgün trenleri gönderilirken, İsviçre’ye kabul edilmeyen Yahudi çocukların önemli bir bölümünün toplama kamplarına gönderildiği belirtildi.
Dönemin bazı gazeteleri ve yardım kuruluşları bu uygulamayı eleştirerek, insani yardım ilkeleriyle çeliştiğini savundu. Ancak tüm eleştirilere rağmen İsviçre hükümeti kararını değiştirmedi. Aynı yılın Kasım ayında Almanya’nın Fransa’nın tamamını işgal etmesiyle çocuk trenleri tamamen durduruldu.
Bu süreç, İsviçre’nin savaş yıllarında yürüttüğü insani yardım faaliyetlerinin yanı sıra, mülteci politikalarının yarattığı tartışmaları da günümüze taşıyan tarihi örneklerden biri olarak değerlendiriliyor.
