Güvenlik yetkililerine göre İsviçre, giderek bir casusluk ülkesi haline geliyor. Yabancı istihbarat servisleri, Ulusal Meclis ve Kanton Temsilciler Meclisi üyelerini de hedef alıyor.
Kanton Temsilciler Meclisi üyesi Franziska Roth (SP/SO), yalnızca medya ve kamu tarafından değil, aynı zamanda yabancı istihbarat servisleri tarafından izlendiğinden emin olduğunu belirtiyor. Roth, “Telefon görüşmeleri sırasında zaman zaman bir çatırdama duydum. İsviçre Federal Polis Ofisi (Fedpol) bana bunun dinlemeye işaret edebileceğini söyledi,” diye anlatıyor.

Dış politika alanında aktif bir siyasetçi olan Roth, Ukrayna ve Kürtler gibi azınlık hakları için çalışıyor. Bu nedenle Fedpol, kendisini Türkiye’ye yapacağı bir seyahatten de uyarmış. Roth, “Bana açıkça söylendi; Türkiye’ye yapacağım bir seyahatte sorun yaşanabileceği için evde kaldım,” diyor.
Ulusal Meclis üyesi Nik Gugger (EVP/ZH) de casusluk faaliyetlerine maruz kaldığını düşünüyor. Gugger, evinin önünde şüpheli kişilerle karşılaştığını ve bunların kamera kullandığını belirtiyor. “Elbette bunlar turistler de olabilir, ama olmak zorunda değil,” diyor. Ayrıca bilinmeyen bir kaynaktan, kesinlikle iyi niyetli olmayan e-postalar aldığını ve bunun üzerine “bilinmeyen kişiye karşı suç duyurusunda bulunduğunu” aktarıyor.

İstihbarat servisi casusluğu doğruluyor
Federal İstihbarat Servisi (NDB), konuya ilişkin sorulara temkinli yanıt veriyor. Servis, yalnızca siyasi partilerin de yabancı istihbarat servislerinin hedefi olduğunu doğruluyor. NDB yıllık raporu, hangi ülkelerin özellikle aktif olabileceğine dair ipuçları veriyor. Raporda İsviçre için en büyük casusluk tehdidinin halen Rusya ve Çin’den geldiği belirtiliyor.

Wales, Aberystwyth Üniversitesi’nde istihbarat konusunda ders veren Aviva Guttmann’a göre, istihbarat servislerinin amacı bilgi toplamak ve etki yaratmak. Casusların öncelikli hedefi, politikacıların akıllı telefonları ve bu cihazları özel programlarla inceleme imkânları.
Federal hükümet casuslara karşı temkinli
Federal hükümet casuslardan haberdar olsa da, onlara karşı sınırlı önlem alıyor. Son yıllarda sadece birkaç kişi casusluk nedeniyle sınır dışı edildi. Ayrıca Dışişleri Sekreterliği (EDA), istihbarat servislerinin uyarılarına rağmen, yabancı büyükelçilik personelinin birçok durumda İsviçre’ye girişine izin verdi.
Bu durum, İsviçre Federal Meclisi Denetim Komisyonu’nun yıllık raporunda da yer alıyor. Raporda, bunun dış politika kaygıları ve olası misilleme riskleriyle gerekçelendirildiği belirtiliyor. Guttmann, “Casusların tutuklanmasına yanıt olarak, Rusya gibi ülkeler kendi topraklarında suçsuz İsviçre vatandaşlarını tutuklayıp uzun süreli hapis cezalarına maruz bırakabilir,” diyor.
Parlamento daha sert önlem talep ediyor
Yine de dış politika alanında görevli Nik Gugger, kendisinin ve diğer milletvekillerinin korunması için İsviçre’nin daha sert önlem alması gerektiğini vurguluyor: “Biz casusları sadece hafifçe sınır dışı ediyoruz. Diğer ülkeler çok daha sert davranıyor. Benim talebim: sıfır tolerans.”
Bu talep, hem Ulusal Meclis hem de Kanton Temsilciler Meclisi üyeleri tarafından açıkça destekleniyor ve Federal Konsey’in uygulaması bekleniyor.
Aynı zamanda politikacılar, güvenlik konularında danışmanlık ve destek sağlayan Fedpol’a güvenerek parlamentodaki çalışmalarına odaklanabiliyor.
