Kürtler İsviçre’yi sessizlikle suçluyor, protestolar her gün sürüyor

Suriye’nin kuzeydoğusundaki gelişmeler nedeniyle Kürtler geçtiğimiz hafta boyunca Zürih başta olmak üzere birçok İsviçre kentinde her gün protesto gösterileri düzenledi. Zürih Belediye Meclisi’ndeki sol partiler, İsviçre hükümetinin daha net ve aktif bir tutum almasını talep ediyor.

Kürt protestoları Zürih kent yaşamının uzun süredir bilinen bir parçası olsa da, son bir hafta içinde neredeyse her gün düzenlenmesi nadir görülen bir yoğunluğa ulaştı. Zürih şehir merkezinde her gün izinli yürüyüşler yapılırken, benzer gösteriler Bern, St. Gallen, Basel ve Winterthur kentlerinde de gerçekleştirildi. Gösterilere ağırlıklı olarak Kürt komiteleri çağrı yaparken, İsviçreli sol ve aktivist gruplar da destek verdi.

Pazartesi günü, Davos’ta düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu kapsamında Zürih’te yapılan bir anti WEF gösterisi, Kürt grupların da katılımıyla polisle yaşanan gerginliklere, maddi hasara ve şiddet olaylarına sahne oldu. Haftanın diğer günlerinde ise protestolar büyük ölçüde barışçıl geçti.

Gösterilerin temel nedeni, Suriye geçiş başkanı Ahmed al Sharaa’nın, Kürtlerin kontrolündeki kuzeydoğu Suriye’de yer alan özerk bölgelere yönelik askeri ilerleyişi ve Şam’daki Kürt mahallelerine düzenlenen saldırılar olarak gösteriliyor. İsviçre’deki Kürt toplumu bu gelişmeleri doğrudan bir varoluş tehdidi olarak değerlendiriyor.

Zürih’teki protestoların organizatörlerinden ve Dem Kurd Kürt Kültür Derneği üyesi Aso Yilmaz, kendilerine bölgeden son derece ağır haberler ulaştığını söylüyor. Yilmaz’a göre Kürt köyleri saldırıya uğruyor, yerleşim yerleri yakılıyor, esir alınan kadın savaşçılar işkenceye maruz kalıyor ve infaz ediliyor. Aynı zamanda Türkiye, Irak ve İran’dan birçok Kürt, Suriye’ye geçerek bölgedeki halka destek olmaya çalışıyor. Yilmaz, dünyanın dört bir yanındaki Kürtlerin, özerkliklerinin ve temel insan haklarının ciddi biçimde budandığı bir döneme girdiğini ifade ediyor.

Gösterilerle İsviçre hükümetine bir mesaj verilmek istendiğini belirten Yilmaz, İsviçre’de yaşayan yaklaşık 100 bin kişilik Kürt nüfus içinde duygusal tansiyonun son derece yüksek olduğunu vurguluyor. Bunun en önemli nedenlerinden birinin, Kürtlerin kendilerini İsviçre tarafından yeterince görülmemiş ve ciddiye alınmamış hissetmeleri olduğunu söylüyor. Yilmaz, Kürtlerin İsviçre toplumunun günlük yaşamında emekleriyle yer aldığını hatırlatarak, buna karşılık dayanışmayı hak ettiklerini dile getiriyor.

Kürtler, geçmiş yıllarda Batılı ülkelerin desteğine güvenebildiklerini belirtiyor. ABD öncülüğündeki destek sayesinde Kürt güçleri 2014 yılında IŞİD’i Suriye’nin kuzeyinden çıkarmayı başarmış, Rojava olarak bilinen bölgede özerk ve demokratik bir yönetim modeli kurmuştu. Bu bölgede ekolojik projeler hayata geçirilmiş, kadın hakları ön planda tutulmuş ve yerel yönetimlerde eş başkanlık sistemi uygulanmıştı. Kadın Savunma Birlikleri YPJ ise bu sürecin sembollerinden biri haline gelmişti.

İsviçre’deki sol ve feminist çevreler uzun süredir Rojava ile dayanışma içinde bulunuyor. Bu çevrelerden biri olan ve yalnızca adıyla konuşmayı tercih eden Jan, Rojava’nın Orta Doğu’da adil ve demokratik bir yönetimin mümkün olduğunu gösterdiğini ifade ediyor.

Aktivist çevrelerde rahatsızlık yaratan bir diğer gelişme ise İsviçre’nin kısa süre önce Şam’a bir ekonomi heyeti göndermesi oldu. Bu adım, birçok kişi tarafından Ahmed al Sharaa liderliğindeki mevcut Suriye yönetiminin politikalarına dolaylı bir onay olarak yorumlanıyor ve ABD öncülüğünde başlatılan ekonomik iş birliğinin sürdürülmesi olarak görülüyor.

Zürih Belediye Meclisi’ndeki sol çoğunluk da durumu tehlikeli olarak değerlendiriyor. Yeşiller, Alternatif Liste ve Sosyal Demokrat Parti tarafından yayımlanan ortak açıklamada, Zürih Belediye Meclisi’nin Federal Konsey nezdinde girişimde bulunması talep edildi. Açıklamada, Rojava’da yaşananların terörün yeniden canlanması anlamına geldiği ifade edilerek, uluslararası toplumun ve İsviçre’nin Kürt nüfusa yönelik savaşı açık biçimde kınaması gerektiği vurgulandı. Benzer açıklamalar Ulusal Konsey’deki sol partilerden de geldi.

Dışişleri Bakanlığı ise konuya ilişkin sorulara, cuma günü sosyal medyada paylaşılan bir açıklamaya atıf yaparak yanıt verdi. Açıklamada, İsviçre’nin Suriye’nin kuzeydoğusundaki insani durumdan endişe duyduğu, ateşkesin korunması ve sivillerin korunmasının şart olduğu belirtildi. Ayrıca İsviçre’nin çatışmadan etkilenen Suriyelilere insani yardım sağladığı ifade edildi.

Protestoların yayılmasında etkili olan bir diğer unsur ise Ahmed al Sharaa’nın bu yılki Dünya Ekonomik Forumu’na davet edilmesi oldu. Kürt gruplar bu daveti, demokratik değerleri savunan kesimler için ağır bir provokasyon olarak değerlendirdi. Al Sharaa’nın toplantıya katılımını daha sonra iptal etmesi, Kürt çevrelerdeki tepkiyi azaltmadı. Bu davet, Zürih’teki anti WEF gösterilerine Kürt grupların katılımında belirleyici rol oynadı.

Aso Yilmaz, şiddetin kendi tercih ettikleri bir yöntem olmadığını vurgulayarak, cumartesi günü Zürih’te yapılması planlanan ulusal gösteri için geniş katılım beklediklerini söylüyor. Gösterilerde barışçıl bir çizginin korunması yönünde çağrı yapılacağını belirten Yilmaz, mobilizasyonun çok geniş bir tabana yayıldığını ifade ediyor.

Kürt örgütleri ile İsviçre’deki sol aktivist gruplar arasındaki ilişkiler 1980’li yıllara kadar uzanıyor. O dönemde özerk gençlik merkezleri etrafında uluslararası dayanışma ağları kurulmuş, daha sonra feshedilen Kürdistan İşçi Partisi bu ilişkilerde önemli bir temas noktası olmuştu. 1990’lı yıllarda PKK lideri Abdullah Öcalan’ın tutuklanmasıyla bu ağlar daha görünür hale geldi. 2014 yılında IŞİD’in Kobane’ye saldırısı ise yeni bir dayanışma dalgası yaratmıştı.

Yilmaz ve Jan, önümüzdeki haftalarda da Zürih’te düzenli protestoların süreceğini belirtiyor. Zürih Şehir Polisi de benzer şekilde yeni gösteriler beklediklerini açıkladı. Polis sözcüsü, Zürih’te her gösterinin kural olarak izin gerektirdiğini, başvuruların en geç üç gün önceden yapılması gerektiğini ifade etti. Güncel gelişmeler nedeniyle bunun mümkün olmadığı durumlarda ise yerinde ve koşullu olarak geçici izin verilebildiği, son günlerdeki bazı gösterilerde de bu yöntemin uygulandığı bildirildi. Gösterilerin izin alıp alamayacağına her seferinde sahadaki yetkili ekiplerin karar verdiği belirtildi.

Diğer haberler

İsviçre Dışişleri’nden ateşkese uyulması çağrısı

Davos 2026: yeni dünya düzeni tartışmalarıyla forum sona erdi

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir