Konfederasyon Başkanı Guy Parmelin, Holokost Kurbanlarını Anma Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada antisemitizm ve her türlü ayrımcılığa karşı uyarıda bulundu. İsviçre’de Nazizm kurbanları için inşa edilecek ulusal anıtın 2027’de tamamlanacağını açıkladı.
Konfederasyon Başkanı Guy Parmelin, Holokost Kurbanlarını Anma Günü kapsamında yayımladığı mesajda antisemitizm, ırkçılık ve her türlü nefret söylemine karşı güçlü bir çağrı yaptı. Parmelin, Holokost’un insanlık tarihindeki benzersiz bir suç olduğunu vurgulayarak, bu suçların unutulmaması ve tekrar etmemesi gerektiğini söyledi.
Parmelin, Auschwitz’in kurtarılmasının 81. yıldönümünde altı milyon Yahudi’nin yanı sıra Roman, Sinti ve Yenish toplulukları ile Nazizm politikaları nedeniyle zulme uğrayan tüm kurbanların anıldığını belirtti. Bu tarihsel hafızanın korunmasının, İsviçre’nin başkenti Bern’de inşa edilecek ulusal anıtın temel amaçlarından biri olacağını ifade etti.
Federal Konseyin kararı doğrultusunda Nazizm kurbanlarına adanacak İsviçre anıtı için somut proje seçiminin 2026 yılında yapılması, anıtın ise Bern kentiyle iş birliği içinde 2027’de tamamlanması planlanıyor.
Parmelin, doğrudan tanıkların giderek azalması nedeniyle bireysel hikâyelerin önemine dikkat çekerek, İsviçre vatandaşı olan Eva Koralnik ve Vera Rottenberg kardeşlerin hikâyesini hatırlattı. Kardeşler, Macaristan’da Holokost’tan sağ kurtulmuş ve İsviçreli diplomat Harald Feller’in girişimleri sayesinde anneleriyle birlikte ülkeyi terk edebilmişti. O dönemde Yahudilerin Macaristan’dan ayrılmasının neredeyse imkânsız olduğu belirtildi.
Parmelin, Mayıs ile Temmuz 1944 arasında Macaristan’dan 430 binden fazla Yahudi’nin Auschwitz ve diğer imha kamplarına gönderildiğini hatırlatarak, antisemitizmin tarih boyunca en ağır suçların aracı olduğunu vurguladı. Günümüzde bu nefretin yeniden görünür olmasının, İsviçre dahil olmak üzere kabul edilemez olduğunu söyledi.
Açıklamada, Yahudi bireylerin ve toplulukların yeniden tehdit altında hissetmesinin demokratik bir toplumla bağdaşmadığı belirtildi. Parmelin, antisemitizmin ve din, etnik köken ya da ırk temelli tüm nefret biçimlerinin hoşgörü, saygı ve barış içinde bir arada yaşama ilkeleriyle bağdaşmadığını ifade etti.
Parmelin ayrıca, Harald Feller’in gösterdiği sivil cesaretin önemine değinerek, herkesin benzer bir kahramanlık sergilemesinin beklenemeyeceğini ancak bireylerin kendi imkânları ölçüsünde sorumluluk alabileceğini söyledi. Toplumsal sorumluluk ve ortak iyilik için sivil duyarlılığın teşvik edilmesi gerektiğini vurguladı.
