ZÜRİH– 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü kapsamında Zürich’te düzenlenen panelde mitoloji, din, dil ve geleneklerin toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin oluşumundaki rolü tartışıldı. Yazar ve bağımsız araştırmacı Atiye Kalkan’ın katıldığı etkinlikte mitolojik anlatıların tarihsel ve ideolojik boyutları ele alındı.
8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü etkinlikleri kapsamında Zürich SKB tarafından Zürich Eğitim ve Kültür Merkezi’nde bir panel düzenlendi. Saat 13.00’te başlayan etkinliğe yazar ve bağımsız araştırmacı Atiye Kalkan konuşmacı olarak katıldı.
Panelde mitoloji, dil, din ve gelenek üzerinden toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin tarihsel ve kültürel kökenleri ele alındı. Kalkan sunumunda mitolojik anlatıların yalnızca geçmişe ait efsaneler olmadığını, aynı zamanda toplumların üretim ilişkilerini ve güç yapılarını yansıtan ideolojik anlatılar olarak değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Bu çerçevede Karl Marx ve Friedrich Engels’in tarihsel materyalist yaklaşımına atıfta bulunularak mitlerin toplumsal düzen ve iktidar ilişkileriyle bağlantılı biçimde şekillendiği vurgulandı.
Sunumda mitolojik ve dini anlatılarda kadın figürünün çoğu zaman itaatkâr, günahkâr ya da ikincil bir konumda temsil edildiğine dikkat çekildi. Bu temsil biçimleri ile özel mülkiyetin ortaya çıkışı ve ataerkil aile yapısının kurumsallaşması arasındaki ilişki de ele alındı. Kalkan, Pandora, Lilith ve Havva figürleri üzerinden kadın temsillerinin tarihsel süreçte nasıl dönüştüğünü örneklerle anlattı.
Görsel materyallerin kullanıldığı sunum interaktif bir ortamda gerçekleştirildi. Katılımcılar panel boyunca tartışmalara dahil olurken, etkinliğin sonunda kısa bir soru cevap bölümü düzenlendi.
Panel, mitolojik ve kültürel anlatıların toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin kültürel üretimindeki rolünü tartışmaya açması bakımından katılımcılar tarafından ilgiyle takip edildi.
