Zürih Yeşiller Partisi belediye meclisi üyesi Yves Henz, “Rojava İnsanlık Delegasyonu” ile birlikte Kuzeydoğu Suriye’de bulunuyor. Henz, bölgede artan şiddet ve insani krizi yerinde gözlemliyor.
Zürihli Yeşiller Partisi belediye meclisi üyesi Yves Henz, Kuzey ve Doğu Suriye’deki özerk Rojava bölgelerinde, “Rojava İnsanlık Delegasyonu” çatısı altında bir insanî görev yürütüyor. Henz’in katıldığı delegasyon, gazeteciler, politikacılar ve aktivistlerden oluşuyor.
Henz, delegasyonun amacını şöyle açıkladı: “Medya ve birçok hükümet, bu bölgedeki insanları yalnız bıraktı. Bizler sahada, acilen ihtiyaç duyulan insani yardımın sağlanması, güvenlik garantilerinin verilmesi ve insan hakları ihlallerinin eksiksiz belgelenmesi için çalışıyoruz.”
Zürihli politikacı, şu anda Türkiye sınırına yakın Qamishli’de bulunduğunu ve savaşın her yerde hissedildiğini söyledi. Son günlerde 170 binden fazla kişinin evlerini terk etmek zorunda kaldığını vurgulayan Henz, “Birçok insan beşinci kez yerinden edilmiş durumda. Yakınlarını kaybedenler var. Yaralılar bulunuyor ve ilaç başta olmak üzere temel ihtiyaçlar ciddi şekilde eksik” dedi.
Delegasyon, Rojava’da merkezi siyasi ve sivil toplum kurumlarının temsilcileriyle, kadın örgütlerinin çatı kuruluşunun sözcüleriyle ve savaş mağduru kişilerle görüşmeler gerçekleştirdi.
Cuma günü, Kürt yönetimi ile Suriye hükümeti arasında bir ateşkes anlaşması imzalandı. Henz, anlaşmanın “Rojava’yı tek alternatif olarak savaşa ve katliamlara karşı koruma amacı taşıdığını; halkın tercih ettiği çözüm olmadığını” belirtti. Avrupa’nın, özellikle Kürt nüfus için güvenlik garantileri sağlaması gerektiğini vurgulayan Henz, “Avrupa, etnik ve dini azınlıklar için güvenlik garantileri oluşturmalı. Tüm mültecilerin geri dönüş hakkı sağlanmalı, zorla yerinden edilmeler engellenmeli ve işlenen suçlar eksiksiz belgelenmeli” dedi.
Henz, ateşkesin uygulanıp uygulanmayacağının belirsiz olduğunu da ifade etti. Kobane hâlen tam bir abluka altında ve insani koridor açılması acil bir ihtiyaç olarak görülüyor.
Rojava’da 2012’den itibaren kadın özgürlüğü, çoğulculuk, doğrudan demokrasi ve özyönetim temelli yeni bir toplum modeli uygulanıyor. Henz, “Kadınlar ve toplum, son yıllarda kazandıkları hakları koruyor. Ancak geçiş hükümeti ve mevcut anlaşma, bu demokratik kazanımları tehdit ediyor. Kadınlar özgürlüklerinden vazgeçmeyecek ve hakları kısıtlanırsa direnç gösterecek” dedi.
