BERN– AB’nin yeni Göç ve İltica Paktı’nın 12 Haziran’da yürürlüğe girmesi, İsviçre’nin başkenti Bern’de protesto edildi.
Mehmet Murat Yıldırım/BERN
PangeaKolektif’in de aralarında bulunduğu BFA ve Migranten-Solidaritätsnetzwerk gibi göçmen ve dayanışma örgütlerinin çağrısıyla düzenlenen yürüyüş ve basın açıklamasında, yeni düzenlemenin mültecilerin temel haklarını kısıtladığına dikkat çekildi. Eylemde ayrıca, İsviçre’de tartışma yaratan “10 milyonluk İsviçre” inisiyatifi de eleştirilerek, göçmenleri hedef alan politikalara karşı dayanışma çağrısı yapıldı.
AB’nin mültecilere yönelik yeni Göç ve İltica Paktı’nın yürürlüğe girmesi nedeniyle 12 Haziran’da Bern’de çok sayıda kişi bir araya geldi. Eylem, kent merkezinde gerçekleştirilen yürüyüşün ardından ortak bir basın açıklaması yapılmasıyla devam etti.
Ayrıca yapılan konuşmalarda, Avrupa’da ve İsviçre’de giderek güçlenen göç karşıtı politikaların mültecileri ve göçmenleri hedef aldığı, toplumsal sorunların sorumluluğunun ise göçmenlere yüklenmeye çalışıldığı ifade edildi.
“Aynı siyasi anlayışın ürünü”
PangeaKolektif adına Özgür Türk tarafından yapılan konuşmada, AB Göç ve İltica Paktı ile birkaç gün içinde İsviçre’de oylanacak “10 milyonluk İsviçre” inisiyatifinin aynı siyasi mantığın ürünü olduğu vurgulandı.
Açıklamada, farklı kavramlarla sunulan bu politikaların ortak noktasının göçü bir tehdit olarak göstermek olduğu belirtilerek, konut krizi, sağlık sistemindeki sorunlar ve artan yoksulluğun sorumluluğunun göçmenler olmadığı ifade edildi.
Konuşmada, “Onlar bizim hakkımızda konuşuyorlar, ama biz bugün burada kendi adımıza konuşuyoruz” sözleriyle mültecilerin ve göçmenlerin kendi seslerini duyurmasının önemine dikkat çekildi.
“İltica hakkı temel bir insan hakkıdır”
Basın açıklamasında, yeni AB Göç ve İltica Paktı’nın dayanışma ve koruma yerine caydırıcılık ve dışlama politikaları üzerine kurulduğu savunuldu.
Yeni düzenlemeyle birlikte sınır prosedürlerinin hızlandırılacağı, geri göndermelerin kolaylaştırılacağı ve biyometrik veri toplama uygulamalarının genişletileceği belirtilirken, iltica hakkının bir ayrıcalık değil temel bir insan hakkı olduğu vurgulandı.
Mültecilerin savaşlardan, siyasi baskılardan ve işkenceden kaçarak yaşamlarını korumaya çalıştıkları hatırlatılarak, insanların yalnızca istatistiklere ve veri tabanlarına indirgenmesine karşı çıkıldı.
Diğer kurumlardan dayanışma mesajları
Eylemde söz alan diğer kurum temsilcileri de benzer kaygıları dile getirdi. Yapılan konuşmalarda, Avrupa’da giderek sertleşen sınır politikalarının insan hakları açısından ciddi sonuçlar doğurduğu belirtilirken, mültecilerle dayanışmanın güçlendirilmesi gerektiği ifade edildi.
Konuşmacılar, göçmenlerin toplumsal yaşamın ayrılmaz bir parçası olduğunu vurgulayarak, ırkçılığa ve ayrımcılığa karşı ortak mücadelenin önemine dikkat çekti. Ayrıca İsviçre’de tartışılan göç karşıtı girişimlerin toplumsal kutuplaşmayı derinleştirdiği yönünde değerlendirmeler yapıldı.
“Haklarımız sessizce elimizden alınamaz”
Eylemde yapılan ortak çağrıda, mültecilerin haklarını savunmanın aynı zamanda demokrasiyi, insan haklarını ve eşitliği savunmak anlamına geldiği ifade edildi.
Açıklamada, göçmenlerin yaşadıkları toplumların bir parçası olduğu vurgulanarak, “Burada yaşıyoruz, burada çalışıyoruz, burada mücadele ediyoruz. Hiç kimse bizi görünmez kılamayacak ve haklarımızı sessizce elimizden alamayacak” denildi.
Bern’deki protesto, AB’nin dışlayıcı göç politikalarına ve İsviçre’de yükselen göç karşıtı söylemlere karşı uluslararası dayanışma çağrısıyla sona erdi.
