ZÜRİH– İsviçre Federal Teknoloji Enstitüsü’nün (ETH) hazırladığı yeni bir araştırma, Avrupa’da drone ihlalleri, siber saldırılar, sabotaj girişimleri ve dezenformasyon kampanyaları gibi hibrit savaş yöntemlerinin son yıllarda belirgin şekilde arttığını ortaya koydu. Ancak araştırma, şüpheli her olayın otomatik olarak Rusya’ya bağlanmasının yanlış değerlendirmelere yol açabileceği uyarısında bulundu.
ETH Zurich bünyesindeki Güvenlik Araştırmaları Merkezi’nden araştırmacı Ivo Capaul tarafından hazırlanan raporda, Avrupa’da yaşanan hibrit tehdit vakaları incelendi.
İsviçre’deki drone olayı tartışma yarattı
Konu, İsviçre Ordusu Komutanı Benedikt Roos’un birkaç hafta önce yaptığı açıklamayla yeniden gündeme geldi. Roos, kimliği belirlenemeyen bir drone grubunun İsviçre’deki askeri bir tesis üzerinde uçtuğunu duyurdu.
Olayın ardından bazı medya kuruluşları bunun Rusya bağlantılı olabileceğini öne sürdü. Ancak İsviçre ordusu, olayın yaşandığı yeri ve dronların kaynağını doğrulayacak herhangi bir kanıt bulunmadığını açıkladı.
İsviçre basınında yer alan haberlere göre dronların, siber savunma eğitiminin verildiği Jassbach Kışlası ya da daha önce Rus casusluk faaliyetleriyle gündeme gelen Spiez Laboratuvarı üzerinde uçmuş olabileceği iddia edildi.
“Her olay Rusya’ya bağlanmamalı”
Araştırmada incelenen 61 drone vakasının yalnızca üçünde Rusya bağlantısının kesin olarak doğrulanabildiği belirtildi.
Araştırmacı Ivo Capaul, kanıt olmadan her şüpheli olayın Moskova’ya atfedilmesinin, Rusya’nın hibrit savaş stratejisinin psikolojik etkisini istemeden güçlendirebileceğini ifade etti.
Rapora göre öncelik, olayların failini hızlı şekilde belirleyebilecek gözetleme ve tespit kapasitesinin geliştirilmesi olmalı.
İsviçre’nin savunma kapasitesi yetersiz
Raporda, İsviçre’nin drone tehditlerine karşı yeterli donanıma henüz sahip olmadığına da dikkat çekildi.
İsviçre Ordusu’nun şu anda yalnızca bir yarı mobil anti-drone sistemi bulunduğu, mevcut tespit kapasitesinin ise askeri yetkililer tarafından bile “neredeyse kör” olarak değerlendirildiği aktarıldı.
Bu eksikliği gidermek amacıyla 2026 Ordu Programı kapsamında radar sistemleri, sinyal bozucular (jammer) ve gelecekte lazer teknolojisine dayalı yeni savunma sistemlerine yatırım yapılması planlanıyor.
Yeni sistemlerin 2028 yılında hizmete girmesi hedeflenirken, teknolojinin hızla gelişmesi nedeniyle nihai ekipman seçiminin son aşamada yapılacağı belirtildi.
