İsviçre neden ulusal savunmada zorlanıyor?

İSVİÇRE– Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik tam kapsamlı işgalinin üzerinden dört yıl geçerken, savaşın etkileri Avrupa’nın merkezindeki İsviçre’de de hissediliyor. Siber saldırılar, dezenformasyon girişimleri ve kritik altyapıya yönelik tehditler artarken, ülkede savunma konusu siyasi gündemin üst sıralarında yer almıyor. Parlamento finansman tartışmalarına odaklanmış durumda, kamuoyunda ise orduya duyulan güven zayıflıyor.

Hibrit tehditler ve kritik altyapı

Federal hükümet resmi olarak Moskova’yı suçlamaktan kaçınsa da güvenlik uzmanları Rusya’nın İsviçre’de kamu altyapısına yönelik ciddi siber saldırılar gerçekleştirdiği görüşünde. Nisan 2025’ten bu yana hastaneler, enerji santralleri ve bankalar gibi kritik tesislere yönelik saldırılar resmi kayda alınıyor. Ortalama olarak günde bir siber saldırı bildiriliyor.

Kremlin kontrolündeki Russia Today’in, İsviçre Yayın Kurumu’nun finansmanına ilişkin ulusal oylama sürecine müdahale girişiminde bulunduğu da ortaya çıkarıldı.

Aargau kantonunda yaşanan bir başka olay güvenlik çevrelerinde dikkat çekti. Tanıklar, Avrupa’nın yüksek gerilim elektrik ağının merkezlerinden biri olan Laufenburg’daki trafo merkezinin üzerinde büyük bir insansız hava aracı gördüklerini bildirdi. Star of Laufenburg olarak bilinen bu tesis, yalnızca İsviçre için değil komşu ülkeler için de hayati önem taşıyor.

Tarafsızlık tartışması

Uzmanlara göre mesele artık yalnızca İsviçre topraklarını savunmak değil, Avrupa’nın birbirine bağlı enerji ve ulaşım altyapısını korumak. Neue Zürcher Zeitung’e konuşan güvenlik analistleri, İsviçre’nin tarafsızlık anlayışının giderek izolasyona dönüştüğünü savunuyor.

ETH Zurich bünyesindeki askeri strateji uzmanları da benzer görüşte. Onlara göre İsviçre’nin kritik altyapısını tek başına savunma kapasitesinin sınırlı olması, komşu ülkelerde rahatsızlık yaratıyor. Rusya da NATO da İsviçre’yi fiilen tamamen tarafsız bir aktör olarak değerlendirmiyor.

Avrupa genelinde savunma harcamaları hızla artarken, bazı ülkeler gayrisafi yurt içi hasılalarının yüzde 5’ine kadarını savunmaya ayırmayı tartışıyor. İsviçre ise hâlen GSYH’sinin yaklaşık yüzde 0,7’sini orduya harcıyor ve altı yıl içinde bu oranı yüzde 1’e çıkarmayı hedefliyor.

Finansman çıkmazı

Savunma Bakanı Martin Pfister, savunma bütçesini güçlendirmek amacıyla katma değer vergisinin on yıl boyunca 0,8 puan artırılarak yüzde 8,9’a çıkarılmasını önerdi. Bu artışın federal bütçeye 31 milyar İsviçre frangı kazandırması planlanıyor. Federal Konsey destek verse de parlamentoda geniş bir uzlaşı sağlanamadı.

Yapılan bir ankete göre halkın yüzde 76’sı katma değer vergisinin artırılmasına karşı çıkıyor. Alternatif finansman modelleri de çoğunluk desteği bulamadı. Doğrudan demokrasiyle yönetilen ülkede bu tablo, savunma için ek kaynak yaratılmasının referandum sürecinde zorlanabileceğini gösteriyor.

Güven krizi

Savunma alanındaki tartışmalar yalnızca bütçeyle sınırlı değil. Geçmişte yaşanan tedarik sorunları kamuoyunda hayal kırıklığı yarattı. F-35 Lightning II savaş uçaklarının alım sürecindeki maliyet artışları, insansız hava aracı projelerindeki aksaklıklar ve dijital sistemlerdeki gecikmeler ordunun itibarını zedeledi.

İsviçre Sosyal Demokrat Partisi, savunma bakanlığında bir güven krizi yaşandığını savunarak yeni kaynak aktarılmadan önce yapısal sorunların çözülmesini talep ediyor.

Savunma Bakanı Pfister göreve geldiğinden bu yana şeffaflık sözü verdi ve mali denetimi sıkılaştırdı. Ancak düzenli olarak açıklanan yeni sorunlar kamuoyundaki güvensizliği azaltmak yerine artırdı. Bazı projelerin iptali yüksek maliyet anlamına gelirken, devam edilmesi de ek milyarlar gerektiriyor.

Stratejik belirsizlik

İsviçre’nin ABD üretimi MIM-104 Patriot hava savunma sistemi için yaptığı 700 milyon franklık ön ödemeye rağmen teslimat sürecinde öncelik başka ülkelere verildi. Küresel silah piyasasında artan talep, İsviçre’nin konumunu zorlaştırıyor.

Ukrayna’daki savaşın ortaya koyduğu teknolojik dönüşüm de soru işaretlerini artırıyor. İnsansız hava araçlarının belirleyici olduğu bir dönemde geleneksel tanklar ve pahalı savaş uçakları ne kadar etkili olacak? Siber savunma kapasitesi yeterince hızlı geliştirilebilecek mi? Bu sorular kamuoyunda geniş yankı buluyor.

Tüm bu gelişmeler, İsviçre’nin artan hibrit tehditler karşısında savunma politikasını yeniden tanımlama ihtiyacıyla karşı karşıya olduğunu gösteriyor. Ancak mali çekinceler, siyasi bölünmüşlük ve kurumsal güvensizlik, bu dönüşümün önündeki en büyük engeller olarak öne çıkıyor.

Güncel haberler