İsviçre’de 18. yüzyıldan bu yana faaliyet gösteren masonluk, yüzyıllardır gizem, efsane ve komplo teorileriyle anılıyor. Tarihsel kökenleri, amaçları ve bugün yürüttüğü faaliyetler ise büyük ölçüde kamuoyunda bilinmiyor.
Masonluk, kökenlerini Orta Çağ’daki taş ustalarının oluşturduğu yapı loncalarına dayandırıyor. Gotik katedral inşaatları döneminde faaliyet gösteren bu loncalar, mesleki bilgiyi dışa kapalı tutarken belirli gelenekleri de yaşatıyordu. Bu miras temelinde, Aydınlanma düşüncesinden etkilenen hümanistler 24 Haziran 1717’de Londra’da ilk büyük mason locasını kurdu. Bu tarih, masonlukta önemli bir dönüm noktası olarak kabul ediliyor.
Masonluk İsviçre’de ilk kez 1736 yılında Cenevre’de kurulan bir loca ile faaliyet göstermeye başladı. 1844’te ise ülke genelindeki locaları bir araya getiren ulusal çatı örgütü oluşturuldu. Günümüzde İsviçre genelinde onlarca loca bulunuyor ve binlerce üye faaliyet yürütüyor. Uzun yıllar yalnızca erkeklere açık olan masonluk, bugün kadın locaları ve karma localar aracılığıyla daha kapsayıcı bir yapı sergiliyor.
Masonluğun temel hedefi, bireyin ahlaki ve düşünsel olarak kendini geliştirmesi olarak tanımlanıyor. Örgüt, Aydınlanma düşüncesinin özgürlük, eşitlik, kardeşlik, doğruluk ve insanlık ideallerini benimsiyor. Masonlar, bireyin kendini tanıması ve geliştirmesi yoluyla daha barışçıl ve saygıya dayalı bir toplumun mümkün olabileceğini savunuyor.
Masonluk, siyasi partilerden ve dini kurumlarından bağımsız bir yapı olarak tanımlanıyor. Üyelik için belirli bir inanç şartı bulunmazken, vicdan ve düşünce özgürlüğü temel ilke olarak öne çıkıyor. Tarihsel olarak bireysel özgürlük vurgusu nedeniyle liberal düşünceyle yakın bir ilişki içinde olduğu kabul ediliyor. Bu yaklaşımın, ABD ve İsviçre gibi ülkelerin anayasal gelişim süreçlerinde etkili olduğu belirtiliyor.
Masonluk uzun yıllar boyunca gizlilikle anıldı. Bu durumun temel nedenleri arasında, geçmişte farklı siyasi ve dini çevrelerden gelen baskılar ve dışlanma riski yer aldı. Gizlilik aynı zamanda üyelerin içsel çalışmalarını sürdürebilmeleri için koruyucu bir alan olarak görülüyor. Mason temsilcilerine göre bu kapalılık, ritüellerden çok bireyin kendi iç dünyasına odaklanmasını amaçlıyor.
Zaman içinde bu gizlilik, masonluk hakkında çok sayıda efsane ve komplo teorisinin ortaya çıkmasına yol açtı. Bu iddiaların önemli bir bölümünün tarihsel ve somut temele dayanmadığı vurgulanıyor. Son yıllarda ise kamuoyundaki yanlış algıları gidermek amacıyla daha şeffaf bir yaklaşım benimseniyor. İsviçre’de düzenlenen rehberli ziyaretler ve Bern’de faaliyet gösteren Masonluk Müzesi aracılığıyla, masonluğun tarihi, sembolleri ve değerleri kamuoyuna tanıtılıyor.
