İsviçre’de koruma talebi reddedilen kadın için kritik süreç

İSVİÇRE- Üç çocuk annesi bir kadın, maruz kaldığı şiddet sonrası iltica sürecini ve sınır dışı edilme ihtimali karşısında yaşadığı hayati endişeyi anlattı.

İsviçre’de sınır dışı edilme riskiyle karşı karşıya olan üç çocuk annesi bir kadın, yaşadığı şiddet geçmişini, iltica sürecini ve hayatta kalma mücadelesini ayrıntılı şekilde aktardı. Alınan kararın uygulanması halinde iki çocuğuyla birlikte Türkiye’ye gönderilme ihtimali bulunduğu belirtildi.

Bingöl kökenli ve İstanbul doğumlu Kürt bir kadın olduğunu ifade eden başvuru sahibi, uzun yıllar evli olduğu kişi tarafından sistematik şiddete maruz kaldığını aktardı. Fiziksel, psikolojik ve sözlü şiddetin süreklilik kazandığı, tehditlerin uzun bir dönem devam ettiği ifade edildi. Aile içi yapı nedeniyle uzun süre sessiz kalmak zorunda bırakıldığı da belirtildi.

Boşanma sürecinin başlamasıyla birlikte baskının arttığı, resmi mercilere yapılan başvuruların ardından durumun daha da riskli bir hale geldiği aktarıldı. Uzaklaştırma kararı bulunmasına rağmen bu kararın etkili şekilde uygulanmadığı, yapılan çok sayıda şikâyete rağmen koruma mekanizmalarının yetersiz kaldığı öne sürüldü.

Kadının, Türkiye’de kadınlara yönelik şiddetin yaygın ve yapısal bir sorun olduğunu değerlendirdiği, kadın cinayetleri ve şiddet vakalarının sık yaşandığına dikkat çektiği belirtildi. Failin cezasız kalması veya indirim uygulanmasının kadınların güvenliğini zayıflattığı yönünde görüş bildirdiği aktarıldı.

Can güvenliği nedeniyle ülkesini terk etmek zorunda kaldığı, bu süreçte en ağır sonucun çocuklarından birini geride bırakmak olduğu ifade edildi. İki çocuğunu yanına alabildiği, bir çocuğunun ise Türkiye’de kaldığı bilgisi paylaşıldı.

İsviçre’de yaptığı uluslararası koruma başvurusunda, yaşadığı şiddet ve tehditleri belgelediği ancak başvurunun reddedildiği belirtildi. Yetkililerin Türkiye’yi güvenli ülke olarak değerlendirdiği, ancak bu değerlendirmenin bireysel risklerle örtüşmediği yönünde itirazların bulunduğu aktarıldı.

Sınır dışı edilme ihtimalinin kendisi için hayati risk anlamına geldiğini ifade eden kadın, geri gönderilmesi halinde ciddi bir güvenlik tehdidiyle karşı karşıya kalacağını düşündüğünü dile getirdi. Deport kararının uygulanma ihtimalinin sürdüğü belirtildi.

Uluslararası kurumlara ve ilgili makamlara dosyanın yeniden değerlendirilmesi çağrısı yapıldı. Yaşam hakkı ve çocukların üstün yararının gözetilmesi gerektiği vurgulandı.

Kadın, benzer durumda olan çok sayıda kişinin bulunduğuna dikkat çekerek görünürlüğün hayati önem taşıdığını ifade etti ve yaşam hakkı için mücadelesini sürdürdüğünü belirtti.

Güncel haberler