VAUD– İsviçre’nin Vaud kantonundaki Bex bölgesinde yer alan tuz madeni, 1680 yılından bu yana kullanılan ve bugün hâlâ aktif olan ülkenin en eski tuz çıkarma alanlarından biri olarak biliniyor. İsviçre’nin tünel ve yer altı mühendisliğindeki başarısının kökeni de büyük ölçüde bu tür erken madencilik faaliyetlerine dayanıyor.
Bölgedeki tuzun keşfine dair anlatılan efsaneye göre, bir çoban keçilerinin belirli kaynaklardan su içmeyi tercih ettiğini fark etti. Suyu tattığında tuzlu olduğunu anladı. Daha sonra 1475 yılında Bern kuvvetlerinin bu tuzlu suyu büyük kazanlarda kaynatarak tuz elde ettiği aktarılıyor. Ancak 1680 yılına gelindiğinde tuzlu su kaynaklarının azalmasıyla birlikte yer altına inilerek madencilik faaliyetleri başlatıldı.

O dönemde kazı çalışmaları son derece yavaş ve zorluydu. İki kişinin bir ayda yalnızca bir metre tünel açabildiği ifade ediliyor. Bugün ise Bex bölgesinin altında yaklaşık 50 bin metre uzunluğunda, el ile kazılmış tüneller, kuyular ve galerilerden oluşan dev bir yer altı ağı bulunuyor. Bu sistem trenler, yürüyüş yolları ve merdivenlerle birbirine bağlanıyor.
Ziyaretler kısa bir yer altı mağarasındaki film gösterimi ile başlıyor. Ardından çok dilli rehberler eşliğinde ziyaretçiler tüneller ve galerilerden geçerek yer altı trenine ulaşıyor. Tren dağın içine doğru ilerliyor ve bazı noktalarda 800 metre kalınlığa kadar ulaşan kaya tabakalarının altında, tamamen mobil sinyalden uzak bir ortamda yolculuk yapılıyor.

Ziyaretçiler kapalı vagonları veya açık hava oturma seçeneklerini tercih edebiliyor. Açık bölümde yolculuk sırasında yer altına özgü nemli ve tuzlu hava hissedilebiliyor. Tur, zaman zaman eğlence parkı hissi verse de aslında madencilerin dar tünellerde dizlerinin üzerinde çalışmak zorunda kaldığı zorlu koşulları da gözler önüne seriyor.
Yaklaşık sekiz dakikalık tren yolculuğunun ardından büyük bir yer altı salonuna ulaşılıyor. Burada rehberler tuzun tarihsel önemini anlatıyor. Tuz, geçmişte “beyaz altın” olarak görülüyor ve ticaret ile siyaset üzerinde büyük etki oluşturuyordu. Bu süreç birçok insanın hayatını da doğrudan etkiledi.

Bex madeni bugün de aktif olarak çalışıyor. Kaya içlerine enjekte edilen su, tuzlu şekilde geri çıkarılıyor ve içindeki tuz ayrıştırılarak elde ediliyor. Bölgedeki tuz yoğunluğu düşük olmasına rağmen, tesisin yanında bulunan hidroelektrik santrali sayesinde enerji ihtiyacı karşılanıyor ve üretim ekonomik olarak sürdürülebilir hale geliyor.
İsviçre’de toplam üç tuz üretim tesisi bulunuyor. Bex’in yanı sıra Basel yakınlarında Riburg ve Schweizerhalle tesisleri yer alıyor. Bu tuzlar tarihsel olarak sanayi, kimya ve ilaç üretiminde de önemli rol oynadı. Ülkenin büyük ilaç firmalarının gelişiminde bile dolaylı etkileri olduğu belirtiliyor.

İsviçre’de yılda yaklaşık 600 bin ton tuz üretiliyor. Bunun büyük bölümü kışın yolların buzdan arındırılmasında ve sanayide kullanılıyor. Gıda tüketimi ise toplam üretimin küçük bir kısmını oluşturuyor.
Tur kapsamında ziyaretçiler interaktif bölümlerde kaya parçaları çıkarma, eski havalandırma sistemlerinde kullanılan ağaç kütüklerini oylama ve tuzla hazırlanmış yiyecekleri tatma imkânı buluyor. Ayrıca eski üretim yöntemleri canlı olarak gösteriliyor.

Rehberler, İsviçre tuzuna iyotun 1923’te, florürün ise 1972’de eklendiğini ve bunun sağlık açısından önemli bir adım olduğunu aktarıyor. Yapılan değerlendirmelere göre Bex bölgesinde hâlâ yüzlerce yıl yetecek kadar tuz rezervi bulunduğu ve madenin en az 200 yıl daha faaliyet gösterebileceği öngörülüyor.
Bex tuz madeni yıl boyunca ziyarete açık ve Lozan’dan yaklaşık 45 dakika, Cenevre’den ise 1 saat 30 dakika uzaklıkta bulunuyor. Yer altı ortamı yıl boyunca yaklaşık 18 derece sabit sıcaklığa sahip. Ziyaret için önceden rezervasyon öneriliyor.
