Konut krizi ve göç referandum gündeminde

İSVİÇRE– İsviçre’de artan kira fiyatları ve konut sıkıntısı, 14 Haziran referandumu öncesinde siyasi tartışmaların merkezine yerleşti. İsviçre Halk Partisi (SVP) yüksek kiraları göçle ilişkilendirirken, ekonomistler ve bazı sosyal bilimciler sorunun temelinde yetersiz konut üretimi ve uzun yıllardır uygulanan konut politikalarının bulunduğunu savunuyor.

Gaste Avrupa’da yer alan habere göre; Avrupa’nın en yüksek kira bedellerine sahip ülkeleri arasında yer alan İsviçre’de konut sorunu her geçen gün daha fazla hissediliyor. Özellikle büyük şehirlerde uygun fiyatlı konut bulmanın zorlaşması, yaklaşan 14 Haziran referandumu öncesinde göç ve konut politikalarını yeniden siyasi gündemin ön sıralarına taşıdı.

İsviçre Halk Partisi (SVP), seçim kampanyalarında ve referandum sürecinde artan kiralar ile konut krizini göçle ilişkilendirirken, ekonomi çevreleri ve bazı uzmanlar bu yaklaşımın sorunun temel nedenlerini göz ardı ettiğini belirtiyor.

Raiffeisen Baş Ekonomisti Fredy Hasenmaile, Mayıs 2026’da yaptığı değerlendirmede yükselen kira fiyatlarının temel nedeninin göç değil, uzun yıllardır devam eden yetersiz konut üretimi olduğunu ifade etti. Avrupa genelinde yapılan araştırmaların İsviçre’yi kira bedellerinin en yüksek olduğu ülkeler arasında göstermesi de konut krizinin boyutunu ortaya koyuyor.

Hasenmaile’ye göre özellikle Zürih başta olmak üzere büyük şehirlerde boş konut oranlarının tarihi düşük seviyelere gerilemesi kira fiyatlarını yukarı çekiyor. Baş ekonomist, konut krizinin yalnızca göçle açıklanamayacağını, karmaşık imar süreçleri, uzun izin prosedürleri, artan düzenlemeler ve yeni konut üretimindeki yetersizliğin sorunun temel nedenleri arasında yer aldığını belirtiyor.

Hasenmaile, nüfusu sınırlandırmaya yönelik politikaların tek başına çözüm üretmeyeceğini, kalıcı çözüm için daha fazla ve daha hızlı konut inşa edilmesi gerektiğini savunuyor.

Uzun yıllardır İsviçre’de yaşayan ve aynı zamanda İsviçre vatandaşlığı bulunan sosyolog Zeynel A. Göçer de konut krizine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Göçer, özellikle dar gelirli ailelerin, göçmenlerin ve mültecilerin artan kiralardan daha fazla etkilendiğini belirterek, yaşanan krizin sorumluluğunun göçmenlere yüklenmesini doğru bulmadığını söyledi.

“Kira fiyatları çok yüksek, uygun bir ev bulmak ise neredeyse imkânsız hale geldi” diyen Göçer, konut sorununun göçmenlerden değil, konutun temel bir barınma hakkı olmaktan çıkıp giderek daha fazla bir yatırım aracına dönüşmesinden kaynaklandığını ifade etti.

Göçer, yaşanan sorunun teknik değil, yapısal ve siyasi bir mesele olduğunu belirterek, konut politikalarının uzun vadeli sosyal ihtiyaçlar gözetilerek yeniden şekillendirilmesi gerektiğini savundu.

Yaşam maliyetlerindeki artış ve enflasyonun dar gelirli kesimleri doğrudan etkilediğini söyleyen Göçer, yüksek kira fiyatlarının toplumdaki sosyal eşitsizlikleri daha da derinleştirdiğini ifade etti. Yetkili kurumların kira politikaları, sosyal konut projeleri ve toplumsal uyum çalışmaları için daha fazla kaynak ayırması gerektiğini belirten Göçer, barınmanın herkes için temel bir hak olduğunu vurguladı.

Göçer, devlet ve yerel yönetimlerin sosyal konut üretimini artırması, kira piyasasının sosyal adaleti gözeten mekanizmalarla denetlenmesi ve konutun yalnızca bir yatırım aracı olarak görülmemesi gerektiğini söyledi.

İsviçre ekonomisinin birçok sektöründe göçmenlerin önemli bir rol üstlendiğini hatırlatan Göçer, hastanelerden fabrikalara, inşaattan hizmet sektörüne kadar çok sayıda alanda göçmen emeğinin bulunduğunu belirterek, konut krizinin sorumluluğunun göçmenlere yüklenmesine karşı çıktı.

SVP’nin göç politikalarını da değerlendiren Göçer, toplumun ayrıştırıcı söylemler yerine birlikte yaşam kültürünü güçlendiren yaklaşımları desteklemesi gerektiğini ifade etti. Yaklaşan 14 Haziran referandumuna ilişkin görüşlerini paylaşan Göçer, seçmenleri bilinçli tercihler yapmaya çağırdı ve kendi değerlendirmesine göre “hayır” oyunun birlikte yaşam anlayışını destekleyeceğini söyledi.

Güncel haberler