Tam zamanlı çalışan, yüksek öğrenimli ve yönetici pozisyonunda bir İsviçreli kadın, görünüşte finansal güvenceye sahip. Ancak yaşam maliyetleri ve eşinin sınırlı çalışabilmesi nedeniyle birikim yapamıyor. Hikayesi, tasarruf yapmanın günümüzde neden lüks hâline geldiğini gözler önüne seriyor.
İsviçre’de bir kadın, tam zamanlı çalışıyor, yüksek lisans derecesine sahip ve orta ölçekli bir teknoloji şirketinde yönetici olarak görev yapıyor. Dışarıdan bakıldığında, bu yaşam tarzı finansal güvenceyi vaat ediyor. İçerden bakıldığında ise durum farklı.
Kadının geliri yalnızca kendi yaşamını değil, sınırlı çalışabilen bir eşle paylaştığı hayatı da kapsıyor. “Gelirimiz ancak yetiyor”, diyor. Birikim yapmak için hiç kaynak kalmıyor.
Kadının aylık brüt geliri yaklaşık 7.200 İsviçre Frangı, yani İsviçre’deki ortalama hane gelirine yakın. Eşi ise 2022’den beri %60 engellilik derecesi üzerinden 300 franklık bir IV-maaşı alıyor. Hesaplama, eşinin önceki öğrencilik işleri temel alınarak yapılıyor. Kadın, eşinin genetik rahatsızlığının mezuniyet sonrası ortaya çıkmasının ve tam zamanlı iş bulamamasının maaş hesaplamasında dikkate alınmadığını belirtiyor.
Eşinin sağlık durumu inişli çıkışlı. Çalışmaya çalıştığında sık sık geri adımlar yaşanıyor ve bu durum yüksek bir yük oluşturuyor. Kadın, eşinin er ya da geç tamamen IV’ye bağımlı olacağını öngörüyor. “Tam IV derecesine ulaştığında çok daha fazla gelir hakkı olacak”, diyor.
Bugünkü finansal baskının bir nedeni de geçmişte mantıklı görülen kararlar. Kadın ve eşi çocuk sahibi olmayı planladı, evlendiler ve ebeveynlerinden kalma evi üstlendiler. «O zamanlar mantıklıydı ama bugün mali açıdan dezavantajlı hâle geldi», diyor kadın.
Ev yalnızca iki kişi için yüksek maliyetli: yağlı ısıtma, yüksek yan giderler ve vergi yükü. Aylık yaklaşık 3.500 frank sadece bu bütçe kalemine gidiyor; bu, gelirlerinin neredeyse yarısı. Çift, evi satıp daha uygun fiyatlı bir kiralık eve taşınmayı planlıyor.
Kadın bütçesini dikkatle yönetiyor: sağlık sigortası için 800 frank, yiyecek, toplu taşıma, abonelikler ve diğer sigortalar için 1.000 frank ayrılıyor. Kalan miktar ise ikiye bölünüyor; bir kısmı küçük eğlence ve harcamalara, diğer kısmı ise kredi kartına gidiyor. «Tasarruf etmek, bu küçük nefes alan aktiviteleri tamamen kesmek anlamına gelir», diyor.
Kadın, tasarrufun yalnızca iradeye bağlı olduğunu düşünenlere kızgın. “Tasarruf artık lüks. Eskiden bir maaş bir aileyi geçindirirdi. Bugün ortalama maaş, iki yetişkin için bile yetmiyor”, diyor.
Bu hikaye, orta sınıf için finansal güvenliğin görünürde var olsa da gerçekte ne kadar kırılgan olabileceğini gösteriyor.
