BERN– İsviçre’nin sağ popülist partisi SVP, geçmişte Kosovalıları hedef alan ve ayrımcı bulunan kampanyasına rağmen Balkan kökenli seçmenler arasında en güçlü desteği alan parti konumuna geldi. Son seçim anketine göre bu seçmen grubunun yüzde 40’ı SVP’ye oy vermeyi düşünüyor. Uzmanlar, bu tercihte muhafazakâr değerlerin ve eski Yugoslavya’daki sosyalist geçmişin etkili olabileceğine dikkat çekiyor.
İsviçre’de gelecek yıl yapılacak federal seçimler öncesinde yayımlanan son seçim anketi, siyasi açıdan dikkat çekici bir tablo ortaya koydu. Sağ popülist çizgisiyle bilinen İsviçre Halk Partisi (SVP/UDC), ülke genelinde yüzde 29,9’luk desteğe ulaşabilecek durumda. Ancak partinin Balkan kökenli İsviçreliler arasındaki desteği daha da çarpıcı.
Kosova, Sırbistan, Kuzey Makedonya, Bosna-Hersek, Karadağ, Arnavutluk, Hırvatistan ve Slovenya kökenli seçmenlerin yüzde 40’ı SVP’ye oy vermeyi düşündüğünü belirtiyor.
Kosovalıları hedef alan kampanyadan bugüne
SVP’nin bugün Balkan kökenli seçmenler arasında yüksek destek görmesi, partinin geçmişteki siyasi tutumuyla belirgin bir tezat oluşturuyor. Parti, 2011 yılında Kosovalıları hedef alan bir kampanyayla tepki çekmiş, kullanılan slogan İsviçre Federal Mahkemesi tarafından ayrımcı bulunmuştu.
Buna rağmen SVP, göç geçmişi bulunan bazı seçmen gruplarından önemli ölçüde destek alıyor.
Parti Genel Başkanı Marcel Dettling, bu sonuçtan memnun olduğunu ancak şaşırmadığını söyledi. Dettling, İsviçre’ye çalışmak için gelen ve topluma entegre olan göçmenlerin partisini destekleyebildiğini savundu.
Dettling’e göre sığınma sisteminin kötüye kullanıldığı düşüncesi, suçla mücadele, yüksek vergiler ve devlet müdahalesine yönelik itirazlar bu seçmenlerin tercihlerinde etkili olabiliyor. Akaryakıt fiyatları ve bireysel özgürlükler de partinin öne çıkardığı konular arasında bulunuyor.
Uzmanlar: Yalnızca göç politikasıyla açıklanamaz
Seçim anketini hazırlayan Sotomo araştırma enstitüsünün yöneticisi, siyaset bilimci Michael Hermann, SVP’nin Balkan kökenli seçmenler arasındaki başarısının yalnızca sığınma ve güvenlik politikalarıyla açıklanamayacağını belirtiyor.
Hermann’a göre bazı Balkan toplumlarında etkili olan geleneksel ve muhafazakâr değerler, siyasi tercihlerde rol oynuyor. Eski Yugoslavya’daki sosyalist deneyimin de sol partilerin bu seçmenler açısından çekiciliğini azaltmış olabileceğini değerlendiriyor.
Hermann, otomobilin bazı seçmenler için taşıdığı toplumsal anlamın ve akaryakıt fiyatlarının da etkili olabileceğini kabul ediyor. Ancak benzer sosyoekonomik özelliklere sahip diğer göçmen kökenli seçmenlerin aynı ölçüde SVP’ye yönelmemesinin, daha kapsamlı bir açıklamayı gerekli kıldığını vurguluyor.
Göç geçmişi olan seçmenler arasında siyasi ayrışma
Anket verileri, göç geçmişi bulunan seçmenlerin tek bir siyasi çizgide buluşmadığını gösteriyor. İspanyol ve Portekiz kökenli seçmenler arasında Sosyalist Parti (SP) yüzde 27 destek alırken, Yeşillerle birlikte sol partilerin toplam oranı yüzde 41’e ulaşıyor.
Sol blokun desteği Kuzey ve Batı Avrupa kökenli seçmenlerde yüzde 48, Orta ve Doğu Avrupa kökenlilerde ise yüzde 39 olarak ölçülüyor.
İsviçre’de göç geçmişi bulunan seçmenlerin tamamında sol blokun desteği yüzde 36 olurken, SVP’nin oranı yüzde 26’da kalıyor.
Bulgular, göçmen kökenli seçmenlerin siyasi tercihlerinin köken, tarihsel deneyim ve toplumsal değerler gibi farklı etkenlerle şekillenebildiğine işaret ediyor.
