ZÜRİH- Kuzey ve Doğu Suriye’deki Kürt özerk yönetiminin önde gelen siyasi isimlerinden Salih Muslim, İsviçre’de yayın yapan 20 Minuten gazetesine konuştu. Muslim, bölgede yaşanan çatışmalar, Şam yönetimiyle yürütülen entegrasyon süreci ve Kürtlerin geleceğine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Kuzey ve Doğu Suriye’deki Kürt özerk yönetiminin önde gelen siyasi figürlerinden Salih Muslim, İsviçre’de yayın yapan 20 Minuten gazetesine konuştu. Gazeteci Ann Guenter tarafından gerçekleştirilen röportajda Muslim, Rojava olarak bilinen bölgede yaşanan son gelişmeleri ve Kürtlerin geleceğine ilişkin değerlendirmelerini paylaştı.
Muslim, yılın başında Kuzey Suriye’de yaşanan çatışmaların ardından bölgede görece bir ateşkesin sağlandığını ancak durumun hâlâ kırılgan olduğunu söyledi. Çatışmalar sırasında sivil yerleşimlerin ağır saldırılara maruz kaldığını belirten Muslim, yaklaşık bir ay süren saldırılarda 1200 sivilin hayatını kaybettiğini ve yüz binlerce kişinin yerinden edildiğini ifade etti. Sivil hedeflere yönelik saldırıların yöntemlerinin geçmişte IŞİD tarafından kullanılan taktikleri hatırlattığını dile getirdi.
Muslim’e göre şu anda Kürt güçleri ile Şam yönetimi arasında varılan anlaşma çerçevesinde bir entegrasyon süreci yürütülüyor. Bu süreçte özellikle güvenlik alanında bazı adımların atıldığını belirten Muslim, polis teşkilatının entegrasyonu, sınır kapılarının yönetimi ve bazı altyapı kurumlarının statüsünün ele alındığını söyledi. Qamışlo’daki havaalanı gibi bazı tesislerin statüsünün de görüşmeler kapsamında değerlendirildiğini ifade etti.
Kürt tarafının temel beklentisinin yerel sivil kurumların korunması olduğunu belirten Muslim, yeni hazırlanacak Suriye anayasasında Kürtlerin haklarının güvence altına alınması gerektiğini söyledi. Bu güvence sağlanmadan Kürtlerin tüm olasılıklara karşı hazırlıklı olmak zorunda olduklarını dile getirdi.
Muslim ayrıca Şam yönetiminin dışarıdan göründüğü kadar tek merkezli bir yapıya sahip olmadığını savundu. Resmî olarak Savunma Bakanlığı’na bağlı görünen bazı silahlı grupların kendi komutanlarına bağlı hareket ettiğini belirten Muslim, bu grupların bazılarının Türkiye ile yakın ilişkiler içinde olduğunu ifade etti. Bu durumun sahada farklı ve çelişkili gelişmelere yol açtığını dile getirdi.
Kürtlerin geçmişte hatalar yapıp yapmadığı sorusuna da yanıt veren Muslim, bazı güvenlik zaaflarının yaşandığını kabul etti. Çatışmaların başladığı dönemde bazı Kürt güçlerinin saldırı bölgelerine yaklaşık 50 kilometre mesafede bulunduğunu ancak sivilleri koruyamadıklarını söyledi. Bu durumdan ders çıkarılması gerektiğini belirtti.
Uluslararası aktörlerin rolüne ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Muslim, özellikle ABD’nin Kürtleri “sattığı” yönündeki eleştirilere katılmadığını ifade etti. ABD ve müttefiklerinin Kürtlere hiçbir zaman açık bir güvenlik garantisi vermediğini söyleyen Muslim, Kürt güçleri ile ABD arasında IŞİD’e karşı yürütülen ortak mücadele çerçevesinde bir iş birliği bulunduğunu dile getirdi.
Buna karşın Avrupa’dan daha güçlü bir siyasi destek beklediklerini belirten Muslim, Kürt güçlerinin IŞİD’e karşı verdiği mücadeleyle Avrupa’nın güvenliğine de katkı sağladığını söyledi. Avrupa ülkelerinin özellikle Türkiye’ye yönelik daha net bir siyasi mesaj vermesi gerektiğini ifade etti.
Muslim ayrıca kişisel yaşamına da değinerek oğlunun 2013 yılında İslamcı gruplar tarafından öldürüldüğünü hatırlattı. Oğlunun Kobani’nin savunulması ve demokratik haklar için mücadele ettiğini belirten Muslim, bugün en azından bu hakların bir kısmının korunmasının onun mücadelesine saygı anlamına geleceğini söyledi.
Röportajda Kürtlerin geleceğine ilişkin soruya da yanıt veren Muslim, Rojava’nın tamamen sona erdiği yönündeki değerlendirmelere katılmadığını ifade etti. Dünya genelinde ve özellikle diasporada yaşayan Kürtlerin desteğinin önemli olduğunu belirten Muslim, uluslararası siyasi baskının Şam yönetimi üzerinde etkili olabileceğini söyledi.
30 Ocak 2026’da Kürt yönetimi ile Şam yönetimi arasında kapsamlı bir entegrasyon anlaşması imzalandı. ABD ve Fransa’nın desteklediği anlaşma, Kürt bölgelerinin Suriye devlet yapısına entegrasyonunu, yüz binlerce yerinden edilmiş kişinin geri dönüşünü ve bazı stratejik tesislerin merkezi yönetime devredilmesini öngörüyor. Ancak sahadaki gelişmeler, anlaşmanın uygulanmasının hâlâ ciddi siyasi ve askeri gerilimler eşliğinde ilerlediğini gösteriyor.
