Türkiye, İsviçre’de aile birleşiminde ikinci sırada

BERN– İsviçre’de göç ve nüfus politikaları yeniden siyasi gündemin merkezine yerleşti. İsviçre Halk Partisi’nin (SVP) hazırladığı ve kamuoyunda “10 Milyon İnisiyatifi” olarak bilinen öneri, ülke nüfusunun 2050 yılından önce 10 milyona ulaşmasını engellemeyi hedefliyor. İnisiyatifte, nüfusun 9,5 milyonu aşması durumunda federal hükümetin acil önlemler alması ve özellikle iltica ile aile birleşimi alanında kısıtlamalara gitmesi isteniyor.

Tartışmalar sürerken Federal Göç Sekreterliği’nin yayımladığı aile birleşimi verileri dikkat çekti. İlk kez 2008-2025 dönemini kapsayan ayrıntılı istatistiklerde, Türkiye’nin iltica kaynaklı aile birleşimlerinde Eritre’nin ardından ikinci sırada yer aldığı görüldü. Türkiye’nin yanı sıra Suriye de üst sıralarda bulunuyor.

Rapora göre İsviçre’de yaşayan ve sığınma hakkı elde eden kişilerin, daha sonra eşlerini ve aile bireylerini yanlarına getirmesi bu tablonun temel nedenlerinden biri olarak öne çıkıyor. İltica alanındaki aile birleşimi sayısının ülke genelinde yılda ortalama 3 bin kişi civarında olduğu belirtiliyor.

Federal veriler, Türkiye ve Balkan ülkelerinden gelen göçte aile birleşiminin merkezi bir rol oynadığını da ortaya koyuyor. İsviçre, Avrupa Birliği dışındaki ülkeleri “üçüncü ülkeler” kategorisinde değerlendiriyor. Türkiye’nin de yer aldığı bu grupta, çalışma izinlerinin sınırlı olması nedeniyle yasal göçün önemli bir kısmı aile birleşimi ve evlilik yoluyla gerçekleşiyor.

Özellikle Kuzey Makedonya vatandaşlarına ilişkin veriler dikkat çekiyor. 2008 yılından bu yana İsviçre’ye gelen yaklaşık 27 bin Kuzey Makedonya vatandaşının yüzde 92’sinin aile birleşimi kapsamında ülkeye giriş yaptığı belirtildi. Benzer şekilde Türkiye ve Kosova kökenli göçte de aile birleşimi oranlarının oldukça yüksek olduğu ifade ediliyor.

Raporda Türkiye kökenli göçün demografik yapısına ilişkin ayrıntılar da yer aldı. Almanya gibi Avrupa Birliği ülkelerinden gelen ailelerin genellikle çocuklarıyla birlikte İsviçre’ye yerleştiği belirtilirken, Türkiye, Kosova ve Brezilya gibi ülkelerden gelenlerde daha çok genç ve çocuksuz eşlerin öne çıktığı kaydedildi. Bu çiftlerin çocuklarının ise çoğunlukla İsviçre’de doğduğu ifade edildi.

SVP’nin önerdiği yeni düzenlemelerin en çok iltica alanındaki aile birleşimlerini etkilemesi bekleniyor. Parti yönetimi, özellikle sığınmacı statüsündeki kişilerin aile birleşimi haklarının sınırlandırılmasını savunuyor. Bu durumun, İsviçre’de yaşayan ve Türkiye’deki ailesini yanına almak isteyen çok sayıda kişiyi doğrudan etkileyebileceği değerlendiriliyor.

Tartışmalar yalnızca çekirdek aileyle sınırlı değil. Parti içinde anne, baba veya büyükanne ve büyükbaba gibi geniş aile üyelerinin İsviçre’ye getirilmesinin de zorlaştırılması yönünde talepler bulunuyor. Her ne kadar bu kapsamda yapılan başvuruların sayısı düşük olsa da, olası yasal değişikliklerin özellikle göçmen toplulukları üzerinde etkili olabileceği belirtiliyor.

Federal veriler, düzenli göç kapsamında gerçekleşen aile birleşimlerinin uzun yıllardır yıllık ortalama 44 bin kişi seviyesinde seyrettiğini gösteriyor. Buna rağmen SVP, nüfus artışının kontrol altına alınabilmesi için göç politikalarında daha sert adımlar atılması gerektiğini savunuyor.

Siyasi çevrelerde ise yalnızca aile birleşimini sınırlamanın nüfus artışını durdurmak için yeterli olmayacağı görüşü öne çıkıyor. Tartışmaların ilerleyen dönemde İsviçre’nin Avrupa Birliği ile olan serbest dolaşım anlaşmalarına kadar uzanabileceği ifade ediliyor.

Güncel haberler