İSVİÇRE- Yeni eğitim raporu, İsviçre’de gençlerin eğitim hedeflerine ulaşma oranının düştüğünü ortaya koydu. Eğitim araştırmacısı Stefan Wolter, mesleki eğitim ile akademik eğitim arasındaki dengenin bozulduğunu ve bunun uzun vadeli sonuçlar doğurabileceğini söyledi.
İsviçre’de yayımlanan son eğitim raporuna göre, 25 yaşındaki gençlerin Sekundarstufe II (Lise + meslek eğitimi dönemi) diplomasına sahip olma oranı yüzde 95 hedefinin altında kalarak yüzde 90’ın biraz üzerine düştü. Stefan Wolter, bu düşüşün tek bir nedene bağlanamayacağını ancak uzun vadeli eğitim kararlarının yıllar sonra istatistiklere yansıdığını belirtti.
Kamu yayıncısı SRF’e konuşan Wolter, mesleki eğitim veya lise diploması olmayan bireyler daha sık işsizlik ve sosyal yardım riskiyle karşı karşıya kalıyor, emeklilik döneminde ise daha düşük gelir elde ediyor. Bu durumun hem bireyler hem de toplum için ciddi maliyetler doğurduğu ifade ediliyor.
Raporda, mesleki eğitimin güçlü olduğu kantonların daha başarılı sonuçlar elde ettiği vurgulanıyor. İsviçre genelinde akademik eğitim oranının yüzde 30’un üzerine çıktığı, oysa ideal dengenin yaklaşık yüzde 20 seviyesinde olması gerektiği belirtiliyor. Bu durumun mesleki eğitim sistemi üzerinde baskı oluşturduğu aktarılıyor.
Öte yandan, öğrencilerin performansını ölçen PISA testlerinde 2015’ten bu yana düşüş gözlemleniyor. Bu gerilemenin yalnızca İsviçre’ye özgü olmadığı, uluslararası bir eğilim olduğu ifade ediliyor. Artan iş gücü beklentileri ve değişen yetkinlik standartlarının bu sonuçlarda etkili olabileceği değerlendiriliyor.
Yapay zekânın eğitimdeki rolüne de değinen Wolter, bu teknolojinin tek başına bir çözüm olmadığını vurguladı. Yapay zekânın etkili kullanılabilmesi için güçlü temel bilgi ve becerilere ihtiyaç duyulduğunu, aksi takdirde sınırlı bir araç olarak kalacağını belirtti.
Zorunlu eğitimde uygulanan entegrasyon modeline ilişkin tartışmalara da değinen Wolter, özel ihtiyaçları olan öğrencilerin genel sınıflarda eğitim almasının doğru bir yaklaşım olduğunu, ancak bunun dengeli bir şekilde uygulanması gerektiğini söyledi. Ayrı sınıflara yönlendirmenin ise çoğu zaman kalıcı bir ayrışmaya yol açtığına dikkat çekildi.
