İsviçre trans kadın Eylül’ü sınır dışı etmek istiyor: “Ölmek istemiyorum. Burada olmamın tek nedeni bu”

İSVİÇRE– Eylül Janset Soyluer, ölüm tehditleri, cinsel saldırı, polis şiddeti ve ayrımcılıkla dolu yılların ardından güvenli bir hayat için Türkiye’den ayrıldı. Çok sayıda ülkeye uğramak zorunda kaldığı zorlu bir yolculuğun ardından İsviçre’ye vardı ve 12 Eylül 2023’te sığınma başvurusunda bulundu.

Söyleşi/ Mehmet Murat Yıldırım

Yaptığı başvuru reddedilen Soyluer, sayısız tehlikenin kendisini beklediği Türkiye’ye gönderilme riskiyle karşı karşıya. “Ben sadece sıradan bir hayat yaşamak istiyorum. Ölmek istemiyorum. Burada olmamın tek nedeni bu” diyor.

Röportajın bundan sonraki kısmı bazı okuyucularımız için tetikleyici olabilir: Şiddet, cinsel saldırı

Babam beni öldürmek istedi

Çocuk yaşta ailem tarafından dışlandım, evde şiddet gördüm, sayısız kez cinsel saldırıya uğradım, ölüm tehditleri aldım, polisten şiddet gördüm. Yıllarca şehir şehir dolaştım ve hayatta kalabilmek için seks işçiliği yapmak zorunda kaldım.

Eylül Janset Soyluer’in gazeteci Mehmet Murat Yıldırım’a anlattığı zorlu hayat hikayesinin satır başları şöyle:

– 9 yaşındayken, öğretmenimin ailemle yaptığı görüşmenin ardından doktora götürüldüm. Bedensel bir sorunum olmadığı, ancak bir psikiyatriste gitmem gerektiği söylendi. Psikiyatri sürecinin ardından “eşcinsel olduğum” öğrenildi. Ama ailem bunu kabul etmedi.

– Gönderildiğim yatılı okulda benden yaşça büyük bir öğrencinin cinsel saldırısına uğradım. Olayı anlattığım ailem destek olmak yerine beni suçladı. Ardından bir araya gelen aile büyükleri hakkımda ölüm kararı verdi. Babam beni ve kardeşimi şehir dışında dağlık bir alana götürdü. Silahını çıkarıp beni öldürmek istedi ancak sonra vazgeçti. “Artık benim oğlum değilsin. Bir daha gelirsen seni öldürürüm” dedi.

– Henüz 11 yaşındayken evden ayrıldım. Otostopla İstanbul’a geldim. Bir süre sokakta yaşadıktan sonra belediye aracılığıyla Çocuk Esirgeme Kurumu’na yerleştirildim. Sürekli tacize uğradığım üç ayın ardından kaçıp sokakta yaşamaya devam ettim.

– 14 yaşında bir çay ocağında çalışmaya başladım. Kısa bir süre sonra işyeri sahibinin cinsel saldırısına uğradım. Adam 55 yaşındaydı. Tecavüzleri sistematik hale geldi. Bir noktada kaçabildim ve bir börekçide işe girdim. Burada da benzer şeyler yaşadım. Tek başımaydım. Ne beni koruyan bir ailem vardı ne de bir devlet.

– Trans bir kadın olduğumu fark etmemle birlikte Çapa Tıp Fakültesi’ne başvurdum. Kimsesiz olduğumu söyledim. Süreci karşılayacak param olmadığını söyledim. “Siz karşılamazsanız kim karşılayacak?” diye sordum. Ancak hiçbir destek alamadım ve yasa dışı yollarla hormon kullanmaya başladım.

– 17 yaşında Taksim Meydanı’nda polislerin saldırısına uğradım. Bir polisin cinsel saldırısına maruz kaldım. 18 yaşında kadın görünümüme kavuştum. Bu kez de trans olduğum için iş ve ev bulamadım. Seks işçiliği yapmak zorunda kaldım. Bir gün ablam arayıp ailemin yerimi tespit ettiğini bildirdi ve kaçmamı söyledi. Şehir şehir gezdim. Her gittiğim yerde ayrımcılık, şiddet ve cinsel saldırıya maruz kaldım. Yaşadıklarım nedeniyle hem çok yorgun hem mutsuz hem de tehdit altında hissediyordum. Üç yıl beraber olduğum erkeğin “ya benimsin ya kara toprağın” tehditleri ve evimi taşlaması bardağı taşıran son damla oldu. Türkiye’den ayrılmaya karar verdim.

“İnsan kaçakçılarının eline düştüm”

Eylül’ün güvenli bir hayat için çıktığı yolculukta ilk durağı Karadağ olmuş. Üç ayın ardından ailesi yerini tespit etmiş. Bu nedenle Sırbistan’a geçmiş ancak buranın trans bir kadın için güvenli bir ülke olmadığını anlaması çok uzun sürmemiş. Yasal yollarla bir AB ülkesine gitmeyi planlasa da yol yöntem bilmediği ve maddi durumu zor olduğu için yolu insan kaçakçılarıyla kesişmiş.

“Çete liderlerinden biri beni günlerce bir evde alıkoydu, cinsel saldırıda bulundu, şiddet uyguladı. Bir fırsatını bulup kaçabildim ve polise sığındım ancak polis beni çeteye teslim etti. Daha sonra yeniden kaçabildim ve Subotica’dan Macaristan sınırına kilometrelerce yürüdüm.”

Macaristan sınırında da benzer bir hikaye: İnsan kaçakçıları, silahla tehdit, günler süren alıkoyma…

“Şebeke içinden iki kişi bana yardım etti. Halime mi acıdılar, neydi artık bilmiyorum. Almanya’ya gönderdiler ama orada kolay bulunabileceğimi söylediler ve başka bir ülkeye gitmemi tembihlediler. Bremen’de bir arkadaşımda bir süre kaldıktan sonra İsviçre’ye geçtim ve 12 Eylül 2023’te iltica başvurusunda bulundum. ‘Burada özgürüm. Herhangi bir şiddete maruz kalmıyorum. Can güvenliğimin olduğu, huzurlu bir şekilde yaşayabileceğim sıradan bir hayat istiyorum’ diyordum ancak bu mutlu günler çok uzun sürmedi. İsviçre iltica başvurumu reddetti. İtiraz ettik ama sonucu değiştirmedi.”

“Ölmek istemiyorum”

Eylül Janset Soyluer, İsviçre Göç Sekreterliğinden dosyasının yeniden değerlendirilmesini, yaşam hakkı ve güvenlik endişelerinin dikkate alınacağı adil bir karar verilmesini talep etti.

Türkiye’ye gönderilmesi halinde ailesi tarafından bulunacağını ve öldürüleceğini düşündüğünü belirten Soyluer’in tek talebi var: “Ölmek istemiyorum.”

Soyluer’in sınır dışı edilip edilmeyeceğine ilişkin süreç ise İsviçre makamlarının vereceği kararla netleşecek.

Güncel haberler