BERN– Göç ve iltica tartışmalarının yeniden yoğunlaştığı İsviçre’de, yeni bir girişimle iltica sisteminin daha da sıkılaştırılması gündeme geldi. Öneri, İskandinav ülkelerindeki uygulamalardan ilham alıyor.
İsviçre’de Pazar günü yapılan oylamada, İsviçre Halk Partisi’nin (UDC) “10 milyonun altında bir İsviçre” girişimi yüzde 55 oyla reddedildi. Ancak göç ve iltica politikalarına ilişkin tartışmaların sona ermediği, yeni siyasi girişimlerle gündemde kalmaya devam ettiği görülüyor.
Bu kapsamda İsviçre Liberal Radikal Partisi’nden (PLR) Ständerat üyesi Damian Müller, iltica sistemini daha da sıkılaştırmayı hedefleyen yeni bir girişim hazırlığında olduğunu açıkladı. Müller, özellikle Danimarka’nın son yıllarda uyguladığı sert iltica politikalarını örnek alıyor.
Danimarka’da uygulanan model, iltica başvurularında geçici koruma yaklaşımını öne çıkarıyor. Bu sistemde oturum izinleri düzenli olarak yeniden değerlendiriliyor ve kişinin geldiği ülkedeki durumun iyileşmesi halinde uzatılmayabiliyor. Bu yaklaşımda entegrasyon süreçleri daha geri planda kalıyor.
Danimarka modelinin öne çıkan başlıkları arasında aile birleşimi koşullarının zorlaştırılması da yer alıyor. Geçici koruma statüsündeki kişiler için aile birleşimi başvurularında iki yıllık bekleme süresi uygulanabiliyor.
Ayrıca ülke, iltica başvurusunu caydırıcı hale getirmeyi hedefleyen çeşitli sosyal yardım kısıtlamalarıyla dikkat çekiyor. En çok tartışılan uygulamalardan biri ise belirli bir eşik üzerindeki nakit para ve değerli eşyaların, sığınmacıların barınma maliyetlerine katkı için yetkililer tarafından alınabilmesine imkan tanıyan düzenleme olarak öne çıkıyor.
Danimarka ayrıca reddedilen başvuru sahipleri için özel geri dönüş merkezleri uyguluyor ve iltica süreçlerinin üçüncü ülkelere taşınmasına yönelik yasal zemin oluşturmuş durumda. Ancak bu modelin pratikte sınırlı ölçüde uygulandığı belirtiliyor.
Benzer girişimler Avrupa’da farklı örneklerde de tartışma konusu oldu. Birleşik Krallık’ın Ruanda planı uzun süren hukuki süreçlerin ardından uygulanamaz hale gelirken, İtalya’nın Arnavutluk’taki merkezleri de siyasi tartışmaların odağında yer alıyor.
Eleştirilerde, bu tür politikaların koruma arayan kişileri caydırdığı, aile birleşimini zorlaştırdığı ve entegrasyon süreçlerinde belirsizlik yarattığı ifade ediliyor.
Damian Müller ise İsviçre’nin iltica başvurularını önemli ölçüde azaltması gerektiğini savunarak mevcut durumun toplum ve kamu düzeni açısından sürdürülebilir olmadığını belirtiyor. Müller, Danimarka’nın bu adımları Avrupa Birliği üyesi bir ülke olarak attığını ve İsviçre’nin de uluslararası anlaşmalar çerçevesinde benzer düzenlemeleri hayata geçirebileceğini ifade ediyor.
