İSVİÇRE– İsviçre’de 2026 yazı, buzullar açısından son yılların en kötü dönemlerinden biri olmaya aday. Buzulbilimci Matthias Huss, özellikle küçük buzulların bu yaz tamamen ortadan kaybolabileceği uyarısında bulundu.
Huss’a göre 2026, ölçümlerin başlamasından bu yana en yoğun ikinci buzul erimesinin yaşandığı yıl olabilir. İlk tahminlere göre İsviçre’deki yaklaşık 20 ila 30 küçük buzul, kalan buz ve kar kütlelerini tamamen kaybedebilir.
Valais kantonundaki küçük Bella Tola Buzulu’nun da bu yaz ortadan kaybolduğu yönünde haberler çıktı. Ancak Huss, mevcut fotoğrafların buzulun tamamen yok olduğunu kesin olarak kanıtlamadığını belirtiyor. Buzulun bazı bölümlerinde, kaya ve toprak tabakasının altında hâlâ buz bulunabileceği ifade ediliyor.
İsviçre’de yaklaşık 1.400 buzul bulunuyor
İsviçre Konfederasyonu’nun envanterinde yaklaşık 1.400 buzul bulunuyor. Bu sayı, yaklaşık 150 yıl öncesine göre 1.000 daha az. Bunların büyük bölümünü küçük ve bazıları isimsiz buzullar oluşturuyor.
Ancak erime yalnızca küçük buzullarla sınırlı değil. 2026’da iki olumsuz koşul aynı anda etkili oldu: Kış sonunda kar miktarının düşük olması ve yazın daha başında yüksek sıcaklıkların başlaması.
Kar örtüsü, güneş ışınlarını yansıtarak buzul yüzeyini koruyor. Kar eridiğinde ise daha koyu renkli ve eski buz açığa çıkıyor. Bu buz güneş enerjisini daha fazla emdiği için erime hızlanıyor.

Kıştan kalan kar haziran sonunda tükendi
İsviçre Buzul İzleme Ağı’nın (GLAMOS) verilerine göre buzullardaki kış rezervlerinin büyük bölümü haziran ayının sonunda tükenmişti. Normal şartlarda bu durum ağustostan önce görülmüyor. Bunun daha erken gerçekleştiği son dönem ise 2022 yılıydı.
Bu yaz buzulların ne kadar kütle kaybettiği henüz kesin olarak bilinmiyor. Ölçümler devam ediyor. Huss, mevcut göstergelere göre 2026’da dört yıl önceki rekor seviyeye ulaşılmasını beklemiyor.
İsviçre, 2022 yılında buzullarının toplam kütlesinin yaklaşık %6’sını yalnızca bir yılda kaybetmişti. Bu yıl buzullardaki kar miktarının 2022’ye göre biraz daha fazla olması ve Sahra tozunun etkisinin daha sınırlı kalması, erimeyi kısmen frenleyen faktörler olarak değerlendiriliyor.
