İSVİÇRE- İsviçre’de yaklaşık her üç bebekten biri sezaryenle dünyaya geliyor. Ancak oran kantonlara göre ciddi farklılık gösteriyor. En yüksek oran yaklaşık %40 ile Zug Kantonu’nda, en düşük oran ise yaklaşık %25 ile Jura Kantonu’nda görülüyor.
İsviçre Sağlık Gözlemevi (Obsan), 2015-2023 yılları arasında gerçekleşen doğumları inceleyerek bu farklılıkların nedenlerini araştırdı.
Kanton değil, hastane belirleyici
Araştırmaya göre annenin yaşı, çoğul gebelik veya diğer doğum riskleri arasındaki farklılıklar, kantonlar arasındaki sezaryen oranı farkını tek başına açıklamıyor.
Araştırmanın en dikkat çekici sonucu ise doğumun gerçekleştiği hastanenin ve o hastanedeki tıbbi uygulama kültürünün sezaryen kararında önemli rol oynaması.
Obsan proje yöneticisi Florence Stempfel, hastane faktörü hesaba katıldığında, annenin yaşadığı kantonun sezaryen oranı üzerindeki etkisinin neredeyse tamamen ortadan kalktığını belirtiyor.
Hastaneler arasındaki farkın nedeni hâlâ net değil
Araştırmacılar, bazı hastanelerde neden daha fazla sezaryen uygulandığını kesin olarak açıklayamıyor. Ancak uzmanlara göre hastanelerdeki farklı tıbbi yaklaşımlar ve doğum süreçlerinin yönetilme biçimi önemli bir etken olabilir.
İsviçre Ebeler Birliği’nden Anne Steiner, uzun vadede tıbbi bir gereklilik olmadığı sürece sezaryen geçirmemiş olmanın daha sağlıklı olduğunu belirtiyor. Bununla birlikte normal doğumun da bazı riskler taşıdığını ve tıbbi gerekçe olduğunda sezaryenin gerekli olabileceğini vurguluyor.
Kadınların çoğu mümkün olduğunca az müdahale istiyor
Steiner’e göre İsviçre’deki araştırmalar, kadınların %90’ından fazlasının doğum sırasında mümkün olduğunca az müdahale istediğini gösteriyor. Buna rağmen bu kadınların yaklaşık %35’i sezaryenle doğum yapıyor.
Bu durum, sezaryen kararının bazı durumlarda yalnızca tıbbi zorunluluktan değil, hastanenin doğum uygulamalarından da etkilenebileceği tartışmasını gündeme getiriyor.
Uzman ayrıca normal doğum ile planlı sezaryen arasındaki maddi ödeme farkının da sistem üzerinde etkili olabileceğine dikkat çekiyor. Normal doğumda sağlık personelinin günün her saati hazır bulunması gerekirken, planlı sezaryenin daha öngörülebilir olması hastaneler açısından farklı maliyetler yaratıyor.
