İsviçre’de Türk casusluğu suçlamasıyla dava başladı

TİCİNO- Federal Savcılık, Biel’de yıllarca pizzacı olarak çalışan 45 yaşındaki Türkiye vatandaşını, PKK ile bağlantılı kişiler ve toplantılar hakkında Türk makamlarına bilgi göndermekle suçluyor. Sanık, siyasi casusluk suçlamasını reddediyor.

İsviçre’de Türkiye adına siyasi casusluk yapıldığı iddiasıyla açılan dava, Bellinzona’daki Federal Ceza Mahkemesi’nde başladı.

Türkiye vatandaşı 45 yaşındaki sanık, yıllarca Biel’de pizzacı olarak çalıştı. Federal Savcılık, Temmuz 2018 ile Mayıs 2019 arasında Türk istihbaratına ve diğer güvenlik makamlarına toplam 59 mesaj gönderdiğini öne sürüyor.

Savcılığa göre mesajlarda, PKK ile bağlantılı olduğu iddia edilen kişiler ve çeşitli toplantılar hakkında bilgiler yer aldı. Sanık ise siyasi casusluk suçlamasını kabul etmiyor.

İsviçre’de PKK yasaklı bir örgüt olarak kabul edilmiyor. Türkiye’nin yanı sıra Avrupa Birliği ve ABD ise PKK’yı terör örgütü olarak sınıflandırıyor.

Aynı kişi önce saldırıya uğramıştı

Davanın dikkat çeken yönlerinden biri, sanığın geçmişte bu soruşturmayla bağlantılı olduğu iddia edilen kişiler tarafından saldırıya uğramış olması.

Olayların başlangıcı Mart 2019’a uzanıyor. Sanığın işvereninin kardeşi, bir düğün için Türkiye’ye gittiği sırada havalimanında gözaltına alındı ve daha sonra PKK propagandası yaptığı gerekçesiyle mahkûm edildi.

Türkiye’deki polis belgelerinde, bu kişiyle ilgili soruşturma kapsamında sanığın telefon numarasının da yer aldığı öne sürüldü. İşvereninin numarayı araması üzerine numaranın pizzacı olarak çalışan sanığa ait olduğu ortaya çıktı.

Mayıs 2019’da işveren ve bazı Kürtler, sanıkla işyerinin bodrumunda karşı karşıya geldi. Sanığın dövüldüğü, tehdit edildiği, telefonunun zorla alındığı ve yaklaşık 20 dakika boyunca soğuk hava deposunda tutulduğu belirtildi.

Bu saldırıyla ilgili dört kişi daha önce kesinleşmiş mahkûmiyet aldı. Böylece o dönemde saldırının mağduru olan kişi, bugün siyasi casusluk suçlamasıyla sanık sandalyesinde bulunuyor.

Telefon kayıtları davanın merkezinde

Davanın en önemli tartışmalarından biri, sanığın zorla alınan cep telefonundaki verilerin delil olarak kullanılıp kullanılamayacağı.

Federal Savcılık, soruşturmanın önemli bölümünü telefondan elde edilen verilere dayandırıyor. Savunma ise telefonun zorla alınmış olması nedeniyle bu verilerin mahkemede kullanılamayacağını savunuyor.

Savcılık ise sanığın o dönemde mağdur konumunda olmasına rağmen telefonunun incelenmesine itiraz etmediğini belirtiyor. Federal Ceza Mahkemesi, söz konusu verilerin davada delil olarak kabul edilip edilemeyeceğine karar verecek.

Duruşmanın bazı bölümleri kapalı yapılıyor

Federal Ceza Mahkemesi, davanın önemli bölümünde kamuya açıklık ilkesini sınırladı. İddianamenin geniş bölümleri karartılırken duruşmanın bazı bölümleri de Federal Savcılığın talebi üzerine kapalı gerçekleştiriliyor.

Mahkeme, bunun gerekçesini İsviçre’nin ve davada adı geçen kişilerin korunması gereken çıkarlarıyla açıkladı. Özellikle suçlamanın merkezinde bulunan bazı bilgilerin kamuya açıklanmasının yasal olarak korunması gereken bilgileri ortaya çıkarabileceği değerlendiriliyor.

İsviçre’de casusluk tehdidi gündemde

İsviçre İstihbarat Servisi’nin son raporunda ülkedeki casusluk tehdidinin yüksek olduğu belirtiliyor. Raporda özellikle Rusya ve Çin kaynaklı faaliyetlere dikkat çekilirken, Türkiye’nin de İsviçre’deki vatandaşları arasında istihbarat faaliyetlerini artırdığına ilişkin değerlendirmelere yer veriliyor.

İstihbarat Servisi, Türkiye bağlantılı faaliyetlerdeki artışa daha 2020 yılında dikkat çekmişti. Ancak bu tür olaylarla ilgili davaların nadir görüldüğü belirtiliyor.

 

Kaynak: İsviçre Devlet Televizyonu (RSI)

 

 

 

Güncel haberler