İSVİÇRE– İsviçre’de yapılan yeni bir araştırma, her on kişiden yedisinin yaşadığı konuttan tam olarak memnun olmadığını ortaya koyuyor. Şehirleşme, yüksek fiyatlar ve arz kısıtları, beklenti ile gerçek yaşam koşulları arasındaki farkı büyütüyor.
İsviçre’de konut tercihleri ile gerçek yaşam koşulları arasındaki uyumsuzluk giderek daha belirgin hale geliyor. İpotek danışmanlığı ve aracılık alanında faaliyet gösteren Moneypark tarafından yayımlanan yeni bir araştırma, toplumun önemli bir bölümünün yaşadığı konuttan memnun olmadığını ortaya koydu.
Araştırmaya göre İsviçrelilerin yaklaşık yarısı müstakil bir evde yaşamak isterken, yüzde 43’lük kesim kırsal bölgelerde yaşamayı tercih ediyor. Ancak mevcut yaşam koşulları giderek daha fazla şehir merkezlerine yoğunlaşıyor. Bu durum, bireylerin ideal yaşam alanı ile gerçek yaşam alanı arasında belirgin bir fark oluşmasına yol açıyor.
Şehirlerde yaşayanların yalnızca yüzde 63’ü, yaşadığı çevre ile tercih ettiği yaşam ortamı arasında uyum bulunduğunu ifade ediyor. Genel konut memnuniyetine bakıldığında ise yalnızca yüzde 41’lik bir kesim yaşam durumundan çok memnun olduğunu belirtiyor. Bu oran banliyölerde yüzde 50’ye, kırsal bölgelerde ise yüzde 58’e kadar yükseliyor.
Konut tipi üzerinden yapılan değerlendirmelerde de benzer bir tablo ortaya çıkıyor. Kiracılar arasında yalnızca yüzde 34’lük bir kesim, yaşadığı konutun kendi tercihine uygun olduğunu düşünüyor. Apartman dairesi sahiplerinde memnuniyet oranı yüzde 54 seviyesinde bulunurken, müstakil ev sahiplerinde bu oran yüzde 89’a kadar çıkıyor.
Araştırmada özellikle şehirlerde yaşayan 25 ile 40 yaş arasındaki kiracı grubunun en yüksek memnuniyetsizlik seviyesine sahip olduğu görülüyor. Bu yaş grubunun büyük bir bölümünün mülk sahibi olmayı hedeflediği ve bu amaçla düzenli birikim yaptığı belirtiliyor. Ancak mevcut konut arzının sınırlı olması ve finansman koşullarının zorlaşması, bu hedefe ulaşmayı güçleştiriyor.
Konut piyasasında yaşanan bu dengesizlik, arz ve talep arasındaki farkın giderek büyümesine neden oluyor. Özellikle uzun süredir mülk sahibi olanların satışa sıcak bakmaması, piyasadaki hareketliliği azaltıyor.
Araştırma kapsamında değerlendirmelerde bulunan şirket temsilcisi, birçok kişinin iş, altyapı ve sosyal çevre gibi nedenlerle şehirlerde yaşamayı tercih ettiğini, ancak arzularının daha çok kırsal yaşam yönünde olduğunu belirtti. Bu durumun klasik anlamda bir kırsaldan şehre göçten ziyade, şehirleşme sürecinin devam ettiğini gösterdiği ifade edildi.
