Kadınlar olmadan barış mümkün değil

ZÜRİH– İsviçre Zürih’te düzenlenen “Barış Bizsiz Olmaz” konferansının sonuç bildirgesi açıklandı. Bildirgede, barış süreçlerinde kadınların kurucu rolüne dikkat çekildi.

İsviçre’de 4 Nisan 2026 tarihinde YJK-S ve TJA öncülüğünde düzenlenen “Barış Bizsiz Olmaz! Barış Süreçlerinde Kadının Rolü ve Dünya Deneyimleri Konferansı”nın sonuç bildirgesi kamuoyuyla paylaşıldı. Dört parça Kürdistan başta olmak üzere farklı ülkelerden 180 delegenin katıldığı konferansta, barış süreçlerinin yalnızca çatışmaların sona ermesiyle sınırlı olmadığı vurgulandı.

Bildirgede, barışın adaletin sağlanması, toplumsal dönüşüm ve birlikte yaşamın yeniden inşasını kapsayan çok boyutlu bir süreç olduğu ifade edildi. Kadınların bu süreçlerde yalnızca katılımcı değil, aynı zamanda kurucu bir özne olduğu belirtildi.

Konferansta farklı coğrafyalardan barış deneyimleri ele alındı. Kolombiya, Bask bölgesi, Kürdistan ve El Salvador gibi örneklerde kadınların aktif ve örgütlü katılımının, müzakere süreçlerini daha kapsayıcı ve toplumsal hale getirdiği kaydedildi.

Bildirgede, tarihsel olarak savaşlardan en çok etkilenen kesimin kadınlar olduğu, buna rağmen barış müzakerelerinde kadınların çoğu zaman sınırlı ve sembolik düzeyde yer aldığına dikkat çekildi. Kadınların yerel örgütlenmeler ve dayanışma ağları aracılığıyla sürece dahil olma yollarını geliştirdiği ifade edildi.

Rojava örneğinde ise kadınların yalnızca müzakere süreçlerine katılan değil, aynı zamanda alternatif bir toplumsal ve siyasal model inşa eden bir güç haline geldiği kaydedildi. Eşbaşkanlık sistemi, kadın meclisleri ve özsavunma mekanizmalarının bu sürecin temel unsurları olduğu belirtildi.

Konferansta ayrıca barış süreçlerinin kalıcı olabilmesi için tarafların eşit koşullarda yer alması gerektiği ve kadınların sürece örgütlü bir irade olarak katılımının sağlanmasının önemine vurgu yapıldı. Yerel düzeyde barış ve uzlaşı komisyonlarının kurulması, toplumsal hafıza çalışmalarının geliştirilmesi ve uluslararası kadın dayanışma ağlarının güçlendirilmesi öneriler arasında yer aldı.

Sonuç bildirgesinde, kadınların barış süreçlerindeki rolünün yalnızca politik bir talep değil, kalıcı ve sürdürülebilir bir barışın temel koşulu olduğu ifade edildi. Kadınların öncülüğünde gelişen bu yaklaşımın, barışın yalnızca çatışmaların sona ermesi değil, özgür ve eşit bir yaşamın inşası anlamına geldiği vurgulandı.

Güncel haberler