BERN- ABD’den sipariş edilen Patriot hava savunma sisteminin yıllarca gecikebileceğinin açıklanması, İsviçre’de hava savunmasının güçlendirilmesi ve bunun nasıl finanse edileceği konusunda siyasi tartışma başlattı.
İsviçre’de hava savunma kapasitesinin güçlendirilmesi yeniden siyasi gündemin merkezine yerleşti. Tartışmanın ana nedeni, ABD’den sipariş edilen Patriot hava savunma sistemi teslimatında yaşanan ciddi gecikme ve artan maliyetler oldu.
Federal hükümetten yapılan açıklamalara göre sistemin teslimatı yedi yıla kadar gecikebilir. Ayrıca maliyetlerin bir milyar İsviçre frangından fazla artabileceği belirtiliyor. Bu durum, İsviçre’nin hava tehditlerine karşı korunma planlarını doğrudan etkiliyor.
Ülkede mevcut hava savunma kapasitesinin özellikle drone ve füze tehditlerine karşı yetersiz kaldığı değerlendirmesi yapılıyor. Bu nedenle hükümet, Patriot sistemine ek olarak Avrupa yapımı alternatif hava savunma sistemleri ve insansız hava araçlarına karşı yeni savunma teknolojileri satın almayı planlıyor.
Ancak bu planların en büyük sorunu finansman oldu. Gerekli bütçenin henüz netleşmemesi, siyasi tartışmayı daha da sertleştirdi.
Parlamentoda bazı milletvekilleri, savunma harcamalarının “olağanüstü durum” kapsamında değerlendirilmesini ve bu alımlar için devletin borçlanma sınırlarının dışında ekstra borçlanmaya gitmesini öneriyor. Bu yaklaşım, sistemlerin daha hızlı satın alınmasını ve sürecin beklemeden ilerlemesini hedefliyor.
Diğer siyasi görüşler ise ek borçlanmaya karşı çıkıyor. Mevcut mali disiplin kurallarının korunması gerektiği savunuluyor ve devlet borcunun artırılmasının uzun vadede risk yaratacağı ifade ediliyor.
Hükümetin üzerinde çalıştığı alternatif plan ise katma değer vergisinin artırılması yoluyla yaklaşık otuz bir milyar İsviçre frangı kaynak oluşturmak. Ancak bu planın yürürlüğe girmesi için halk oylaması gerekiyor. Bu nedenle yeni kaynakların en erken iki bin yirmi yedi yılından itibaren kullanılabileceği belirtiliyor.
Bu süreçte bazı siyasetçiler, hava savunmasının aciliyetine dikkat çekerek borçlanmanın kaçınılmaz olduğunu savunurken, diğerleri bütçe disiplininin korunması gerektiğini vurguluyor. Tartışmanın önümüzdeki aylarda daha da yoğunlaşması bekleniyor.
