ZÜRİH– İsviçre’nin Zürih kentinde düzenlenen Demokratik Entegrasyon Konferansı’nda Kürt kimliğinin tanınması, eşit yurttaşlık, hukuksal güvenceler ve demokratik komünal ekonomi ele alındı. Konuşmacılar, demokratik entegrasyonun kimliksizleşme veya mevcut sisteme koşulsuz uyum anlamına gelmediğini belirterek kalıcı çözüm için siyasal, toplumsal ve hukuksal dönüşüm gerektiğini vurguladı.
Kürt Toplumsal Araştırmalar Derneği (Akademî Kurd) tarafından 24 Ekim’de Zürih’teki Kirchgemeindehaus’ta düzenlenen Demokratik Entegrasyon Konferansı, gün boyunca farklı başlıklardaki oturumlarla devam etti. Akademisyenlerin, siyasetçilerin, hukukçuların ve araştırmacıların katıldığı konferansta Kürt sorununun demokratik çözümü ve halkların eşit koşullarda bir arada yaşaması tartışıldı.
Konferansta Veysi Aktaş ve sosyolog Nazan Üstündağ’ın ilk oturumdaki sunumlarının ardından demokratik entegrasyonun siyasal, sosyolojik, kültürel, hukuksal ve ekonomik boyutları ele alındı.
Kimliksizleşme değil, eşit katılım
Demokratik entegrasyonun siyasal, sosyolojik ve kültürel boyutlarının tartışıldığı ikinci oturumda, Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi temsilcisi Hasan Ali Muhammed, Paris 8 Üniversitesi’nden sosyolog Engin Sustam, Avrupa Kürt Kadın Hareketi (TJK-E) üyesi Zîlan Diyar ve DEM Parti MYK üyesi Derya Arslan konuştu.
Suriye Cumhurbaşkanlığı Danışmanı Mazlum Abdi’nin programı nedeniyle katılamadığı oturumda söz alan Hasan Ali Muhammed, demokratik entegrasyonun herhangi bir siyasi güce tabi olmak veya mevcut sistem içinde kimliğini kaybetmek anlamına gelmediğini söyledi.
Muhammed, sürecin Kürtlerin kendi kimlikleri, iradeleri ve toplumsal değerleriyle siyasal ve toplumsal yaşamda eşit biçimde yer almasını esas alması gerektiğini belirtti. Demokratik entegrasyonun, Kürt kimliğinin yaşanılan devlet tarafından tanınmasını ve demokratik bir sistemin inşasını gerektirdiğini ifade etti.
Sosyolog Engin Sustam da Kürt kimliğinin tanınması ve eşit yurttaşlık anlayışının önemine dikkat çekti. Sustam’a göre demokratik entegrasyon, yalnızca siyasal bir düzenlemeyle sınırlı kalmamalı; Kürtlerin kimlikleriyle toplumsal ve siyasal yaşama eşit katılımını sağlayacak bir dönüşümü kapsamalı.
Zîlan Diyar ve Derya Arslan ise kadınların demokratik entegrasyon sürecindeki rolünü vurguladı. Konuşmacılar, kalıcı bir çözüm için toplumsal örgütlülüğün güçlendirilmesi, demokratik siyasetin önünün açılması ve farklı halkların eşit ve özgür birlikteliğinin güvence altına alınması gerektiğini belirtti.
Hukuksal güvenceler öne çıktı
Konferansın üçüncü oturumu, “Demokratik Entegrasyonun Hukuksal Boyutu ve Tüm Kürtler İçin Çözüm” başlığıyla gerçekleştirildi. Oturumda İmralı Heyeti üyesi avukat Özgür Erol ile Lozan Barosu avukatlarından Hüsnü Yılmaz, Kürt sorununun demokratik çözümünde hukukun rolünü değerlendirdi.
Özgür Erol, Kürt sorununun yalnızca siyasal değil, aynı zamanda tarihsel ve hukuksal bir mesele olduğunu söyledi. Kürtlerin kolektif haklarının tanınmasının önemine değinen Erol, Türkiye’deki hukuk sisteminin tarihsel gelişiminin Kürt meselesiyle yakından bağlantılı olduğunu savundu.
Erol, kalıcı bir çözüm için demokratik entegrasyonun hukuki güvencelerle desteklenmesi gerektiğini belirtti. Abdullah Öcalan’ın hukuksal ve siyasal statüsünün açıklığa kavuşturulmasının da sürecin ilerlemesi açısından belirleyici olacağını ifade etti.
Avukat Hüsnü Yılmaz ise Türkiye’de devlet yapısının tarihsel gelişimini ve demokratik entegrasyonun önündeki hukuksal engelleri ele aldı. Yılmaz, devletin kuruluşunda etkili olan Türkçü anlayışın Kürtlerin kolektif haklarının tanınmasını zorlaştırdığını savundu.
Yılmaz, hukuk kurallarına dayalı devlet yapısıyla olağanüstü yönetim uygulamalarının iç içe geçmesinin hukuk devleti ilkesini zayıflattığını belirtti. Kuvvetler ayrılığının güçlendirilmesi, temel hak ve özgürlüklerin güvence altına alınması ve demokratikleşme yönünde adımlar atılması gerektiğini vurguladı.
Demokratik komünal ekonomi tartışıldı
Konferansın son oturumunda araştırmacı ve ekonomist Ahmet Pelda ile sosyolog ve antropolog Neşe Özgen, demokratik entegrasyonun ekonomik boyutunu ele aldı.
Sunumlarda demokratik komünal ekonominin toplumsal eşitlik, dayanışma ve demokratik toplumun inşası açısından taşıdığı önem üzerinde duruldu.
Konferans boyunca yapılan tartışmalarda demokratik entegrasyonun yalnızca mevcut sisteme uyum sağlamakla sınırlı olmadığı; kimliklerin tanınması, eşit yurttaşlık, hukuksal güvenceler ve toplumsal katılım temelinde kapsamlı bir dönüşüm gerektirdiği görüşü öne çıktı.
