VAUD- İsviçre’de kısırlık tıbbi olarak bir hastalık kabul edilmesine rağmen tüp bebek tedavisinin temel sağlık sigortası tarafından karşılanmaması tartışma yaratıyor. Uzmanlara göre tedavinin yüksek maliyeti, çocuk sahibi olmak isteyen çiftler arasında ekonomik eşitsizliği artırırken, kısırlık konusundaki toplumsal tabunun da devam etmesine neden oluyor.
Lozan’daki Tıbbi Yardımla Üreme Merkezi’nin (CPMA) Direktörü Fabien Murisier 20 Minuten sitesine verdiği röportajta, tüp bebek tedavisinin sigorta kapsamına alınmamasını “adaletsizlik” olarak değerlendiriyor. Murisier’e göre tedavi masraflarının karşılanması, kısırlığın tıbbi bir hastalık olarak tanındığını ve bu sorunun yol açtığı fiziksel ve psikolojik sıkıntıların ciddiye alındığını da gösterecek.
İsviçre’de her yıl yaklaşık 6 bin 500 çift, çocuk sahibi olabilmek için üreme tıbbı hizmetlerine başvuruyor. Ancak bu çiftlerin tamamının tüp bebek tedavisine ihtiyacı bulunmuyor. Murisier’in verdiği bilgilere göre CPMA’ya başvuran hastaların yaklaşık yarısı, tüp bebek tedavisine başvurmadan çocuk sahibi olabiliyor.
İlk tüp bebek tedavisi yaklaşık 8 bin frank
Kısırlığın nedenlerini belirlemeye yönelik bazı tetkikler temel sağlık sigortası tarafından karşılanıyor. Bunun yanı sıra yumurtlamayı destekleyen tedaviler bir yıl boyunca, rahim içi aşılama yöntemi ise üç denemeye kadar sigorta kapsamında bulunabiliyor.
Ancak tüp bebek tedavisine ihtiyaç duyan diğer hastalar için durum farklı. Tüp bebek tedavisinin ilk aşaması yaklaşık 8 bin frank tutuyor. Buna ilaçlar için yaklaşık 500 ila 1.500 frank arasında ek masraf çıkabiliyor.
İlk denemenin başarısız olması ise her zaman tüm sürecin baştan başlaması anlamına gelmiyor. Bir tüp bebek uygulamasında birden fazla embriyo elde edilebildiği için kullanılmayan embriyolar dondurularak sonraki denemelerde kullanılabiliyor. Dondurulmuş bir embriyonun yeniden transfer edilmesinin maliyeti yaklaşık 2 bin frank.
Ancak elde kullanılabilecek dondurulmuş embriyo kalmadığında, tedavinin baştan tekrarlanması gerekiyor. Bu nedenle çocuk sahibi olabilmek için ödenmesi gereken toplam miktar hastadan hastaya büyük farklılık gösterebiliyor.
Tedavinin başarısı yaşa göre değişiyor
Murisier’e göre tedavinin maliyetini öngörmeyi zorlaştıran en önemli faktörlerden biri annenin yaşı.
Yaş ilerledikçe elde edilen embriyo sayısının azalabildiği ve kromozomal anormallik riskinin arttığı belirtiliyor. Bazı kadınlar ilk embriyo transferinde hamile kalırken, bazı hastaların üç veya dört denemeye ihtiyaç duyabildiği ifade ediliyor.
Uzman, bu belirsizliğin tüp bebek tedavisini aynı zamanda sosyoekonomik açıdan adaletsiz hale getirdiğini savunuyor. Maddi imkânları sınırlı olan çiftlerin tedaviye devam etme şansı, yüksek gelire sahip çiftlere göre daha düşük olabiliyor.
Murisier, kısırlığın Dünya Sağlık Örgütü tarafından hastalık olarak kabul edildiğini ve tüp bebek yönteminin tıbbi açıdan etkili bir tedavi olduğunu belirterek, bu nedenle tedavinin sağlık sigortası tarafından karşılanması için güçlü gerekçeler bulunduğunu düşünüyor.
“Kısırlık hâlâ tabu”
Tüp bebek tedavisinin sigorta kapsamına alınmasının yalnızca ekonomik değil, toplumsal bir anlamı da olacağı belirtiliyor.
Murisier’e göre kısırlık hâlâ toplumda yeterince konuşulmayan bir konu. Kısırlık yaşayan kişilerin zaman zaman kendi durumlarından sorumlu tutulabildiğini belirten uzman, stresin neden gösterilmesi veya “doğanın kendi akışına bırakılması” gerektiği yönündeki yaklaşımların sorunu küçümseyebildiğini ifade ediyor.
Ona göre başka hastalıklarda olduğu gibi kısırlık konusunda da kişilerin tedavi ihtiyacının sorgulanmaması gerekiyor.
Kadın çiftler için farklı uygulama
Sağlık sigortası kapsamındaki farklılıklar, iki kadından oluşan çiftler açısından da tartışma konusu.
Erkek-kadın çiftlerinde bazı kısırlık durumlarına yönelik aşılama tedavileri sigorta tarafından karşılanabilirken, iki kadından oluşan çiftlerde durum farklı değerlendiriliyor. Sigorta şirketleri, bu durumun genellikle tıbbi bir hastalıktan kaynaklanan kısırlık olarak değerlendirilmediğini belirterek donör spermiyle yapılan aşılama tedavisinin masraflarını karşılamıyor.
Murisier, merkezlerine başvuran kadın çiftlerin yaklaşık yüzde 95’inin tüp bebek tedavisine değil, aşılama yöntemine ihtiyaç duyduğunu belirtiyor. Bu nedenle sigorta kapsamındaki farklılığın özellikle bu çiftler açısından önemli bir eşitsizlik oluşturduğu savunuluyor.
Federal makamların kararı bekleniyor
İsviçre Üreme Tıbbı Derneği, tüp bebek tedavisinin sağlık sigortası kapsamında karşılanması için Federal Halk Sağlığı Dairesi’ne (BAG/OFSP) resmi başvuruda bulundu. Başvuru şu anda inceleniyor.
Süreçte yer alan Murisier, mevcut sağlık sigortası primlerindeki artışlar nedeniyle kararın kolay olmayacağını belirtiyor. Buna rağmen toplumun ve kurumların konuya yönelik duyarlılığında değişim gözlemlediğini ifade eden uzman, İsviçre’de bu tür düzenlemelerin zaman alabileceğini ancak sonunda değişikliğin gerçekleşmesini beklediğini söylüyor.
