İsviçre’nin kara para mücadelesinde önemli bir açık var

İSVİÇRE- İsviçre, yıllardır yolsuzluk ve kara para ile mücadele ediyor. Ülkedeki bankalarda bulunan ve başka ülkelerdeki yolsuzluklardan elde edildiği düşünülen paralar dondurulabiliyor, el konulabiliyor ve bazı durumlarda paralar geldiği ülkeye geri gönderiliyor.

Ancak sistem sanıldığı kadar basit işlemiyor. İsviçre’de bulunan yasa dışı paranın doğrudan ilgili ülkeye gönderilmesi mümkün değil. Öncelikle paranın gerçekten yasa dışı yollarla elde edildiğinin kanıtlanması gerekiyor.

Bu nedenle İsviçre’nin, yabancı ülkelerin çalınan paralarını geri alma konusunda hem başarılı hem de eleştirilen bir sistem oluşturduğu belirtiliyor.

Neden para doğrudan geri gönderilmiyor?

İsviçre’de devlet, bir bankadaki paranın sadece şüpheli görünmesi nedeniyle parayı alıp başka bir ülkeye gönderemiyor.

Bunun için hukuki bir süreç gerekiyor. Paranın yolsuzluk, rüşvet veya başka bir suçtan elde edildiğinin kanıtlanması gerekiyor. Ayrıca ilgili ülkenin İsviçre makamlarıyla iş birliği yapması ve gerekli belgeleri sunması gerekiyor.

Basel Governance Enstitüsü’ndeki International Centre for Asset Recovery uzmanı Oscar Solórzano, bu sürecin sağlam kanıtlar, uluslararası iş birliği ve çoğu durumda mahkeme kararları gerektirdiğini söylüyor.

Sorunun önemli bir kısmı da şu: Yolsuzlukla elde edilen para genellikle doğrudan suçlunun hesabında durmuyor. Paralar şirketler, vakıflar, başka hesaplar veya farklı finansal yapılar üzerinden gizlenebiliyor.

Bu nedenle bir kişinin İsviçre’de hesabının bulunması, o hesaptaki bütün paranın çalınmış olduğu anlamına gelmiyor.

İsviçre bankaları müşterilerini nasıl kontrol ediyor?

İsviçre bankaları, müşterilerinin para kaynaklarını ve mali durumlarını kontrol etmek zorunda.

Bankalar genellikle müşterinin:

  • Nerede vergi mükellefi olduğunu,
  • Ne iş yaptığını,
  • Servetinin ne kadar olduğunu,
  • Parasını nasıl kazandığını

inceliyor.

Para bir şirket, vakıf veya başka bir kuruluş üzerinden tutuluyorsa, bankanın parayı gerçekte kimin kontrol ettiğini de belirlemesi gerekiyor.

Kontroller hesap açıldıktan sonra da devam ediyor. Bankalar müşterilerin para hareketlerini takip ediyor ve olağan dışı işlemleri araştırıyor.

Ayrıca müşterinin yabancı bir ülkede önemli bir siyasi görev yapıp yapmadığına da bakılıyor. Örneğin devlet başkanları, bakanlar veya üst düzey siyasetçiler gibi kişiler daha sıkı kontrollere tabi tutuluyor.

Bu kişilerin aile üyeleri veya yakın iş bağlantıları da ayrıca incelenebiliyor.

Banka şüpheli para tespit ederse ne oluyor?

Bir banka, müşterisinin parasının kara para aklama veya başka bir suçla bağlantılı olduğundan yeterince şüphelenirse durumu İsviçre Kara Para Aklama Bildirim Ofisi’ne (MROS) bildirmek zorunda.

MROS, bankadan gelen bilgileri inceliyor ve gerektiğinde başka kaynaklardan bilgi topluyor.

Yeterli şüphe bulunursa dosya savcılık veya diğer ilgili güvenlik makamlarına gönderiliyor.

Ancak burada önemli bir sorun ortaya çıkıyor: Suç çoğu zaman İsviçre’de işlenmemiş oluyor.

Örneğin bir Afrika veya Latin Amerika ülkesindeki bir devlet görevlisinin kendi ülkesinde rüşvet aldığı ve parayı İsviçre’ye gönderdiği düşünülürse, İsviçre makamlarının bu rüşvet olayını doğrudan soruşturması kolay değil.

Bu nedenle ilgili ülkenin İsviçre’den hukuki yardım istemesi gerekiyor.

İsviçre bu konuda dünyada öncü ülkelerden biri

İsviçre, yabancı ülkelerdeki yolsuzluklarla ilgili bilgi paylaşımı konusunda geçmişte önemli bir adım attı.

2000 yılında İsviçre, Peru’ya şüpheli banka hesaplarıyla ilgili bilgi verdi. Hesapların, dönemin Peru Devlet Başkanı Alberto Fujimori’nin yakınındaki Vladimiro Montesinos ile bağlantılı olduğu ortaya çıktı.

Bu uygulama o dönem için oldukça sıra dışıydı.

Daha sonra başka ülkelerle şüpheli finansal bilgiler paylaşılması, uluslararası sistemin önemli bir parçası haline geldi. Birleşmiş Milletler Yolsuzlukla Mücadele Sözleşmesi gibi uluslararası düzenlemelerde de bu tür iş birliği mekanizmaları yer aldı.

Ancak İsviçre makamları her bilgiyi kendiliğinden başka ülkelere gönderemiyor. Bankacılık gizliliği ve diğer hukuki kurallar bazı bilgilerin doğrudan paylaşılmasını engelleyebiliyor.

Bu durumda yabancı ülkenin resmi olarak hukuki yardım talebinde bulunması gerekiyor.

Paraların geri gönderilmesi neden yıllarca sürebiliyor?

İsviçre’de bir paranın yasa dışı olduğunun ortaya çıkarılması, paranın hemen ülkesine gönderileceği anlamına gelmiyor.

Genellikle şu aşamalar yaşanıyor:

Önce para tespit ediliyor. Ardından donduruluyor. Daha sonra el koyma veya müsadere süreci başlıyor. Son aşamada ise para ilgili ülkeye veya mağdurlara geri gönderiliyor.

Bu süreç özellikle yolsuzluğun yaşandığı ülkelerde çok uzun sürebiliyor.

Çünkü ilgili ülkenin İsviçre’ye delil göndermesi gerekiyor. Eğer o ülkede siyasi karışıklık, yolsuzluk veya zayıf devlet kurumları varsa süreç daha da zorlaşıyor.

Bazı dosyalarda paraların geri gönderilmesi onlarca yıl sürebiliyor.

Peru’daki 92 milyon dolarlık olay

İsviçre’nin bu konuda neden daha sıkı kurallar geliştirdiğini gösteren önemli örneklerden biri Peru.

2000’li yılların başında İsviçre, Peru’ya yaklaşık 92 milyon dolar geri gönderdi.

Bu para, Peru Ulusal İstihbarat Servisi’nin eski başkanı Vladimiro Montesinos’un silah tüccarlarından aldığı rüşvetlerden geliyordu.

Peru, İsviçre’den geri aldığı parayı yönetmek için özel bir fon oluşturdu. Ama daha sonra paranın bir bölümünün kamu görevlilerinin eğlence ve sosyal faaliyetlerinde kullanıldığı ortaya çıktı.

Bu olay İsviçre açısından önemli bir ders oldu.

İsviçre bundan sonra paraların sadece geri gönderilmesine değil, geri gönderildikten sonra nasıl kullanılacağına da daha fazla önem vermeye başladı.

Bu nedenle bazı ülkelerle özel anlaşmalar yapılmaya başlandı. Paranın hangi alanlarda kullanılacağı belirlenebiliyor ve paralar tek seferde değil, belirli şartlar karşılandığında taksitler halinde gönderilebiliyor.

İsviçre 2016’da yeni bir yasa çıkardı

İsviçre, 2016 yılında yabancı ülkelerdeki siyasi açıdan önemli kişilerin yasa dışı yollarla elde ettiği düşünülen varlıklarla ilgili yeni bir yasa kabul etti.

Bu yasa sayesinde başka ülkelerde hükümetlerin devrilmesi veya siyasi rejimlerin değişmesi gibi durumlarda, o ülkenin eski yöneticilerine ait olduğu düşünülen varlıklar İsviçre’de dondurulabiliyor.

Ancak bunun için paraların yasa dışı yollarla elde edildiğine dair makul şüphe bulunması gerekiyor.

Amaç, örneğin yolsuzlukla suçlanan eski bir devlet başkanının ülkesindeki siyasi sistem çöktüğünde parasını İsviçre’ye kaçırıp burada güvenli şekilde tutmasını engellemek.

İsviçre bugüne kadar 2 milyar dolardan fazla parayı geri gönderdi

İsviçre’nin tamamen başarısız olduğunu söylemek doğru değil.

İsviçre makamları bugüne kadar yabancı ülkelerdeki yetkililere ödenen rüşvetler ve diğer yasa dışı faaliyetlerle bağlantılı 2 milyar dolardan fazla parayı müsadere ederek ilgili ülkelere geri gönderdi.

Ancak araştırmaya göre İsviçre’nin kara para ve yolsuzlukla mücadelesinde önemli bir “kör nokta” bulunuyor.

Bu nokta, İsviçre şirketlerinin başka ülkelerde verdiği rüşvetlerden elde ettiği kazançlar.

Glencore örneği

Bunun en önemli örneklerinden biri İsviçre merkezli büyük emtia şirketi Glencore.

Şirket, Demokratik Kongo Cumhuriyeti’ndeki yolsuzluk iddiaları nedeniyle İsviçre’de soruşturuldu.

İsviçre Federal Savcılığı 2024 yılında Glencore’a 2 milyon İsviçre frangı para cezası verdi.

Bunun yanında şirketten yaklaşık 150 milyon dolar yasa dışı faaliyetlerden elde edildiği belirtilen kazancın teslim edilmesi istendi.

Ancak bu para Kongo halkına gönderilmedi.

Kongo’daki 14 sivil toplum kuruluşu, paranın Kongo halkının zararını karşılamak için kullanılmasını istedi.

Fakat İsviçre hukukunda Kongo halkı veya bu kuruluşlar, İsviçre’deki dava kapsamında doğrudan zarar gören taraf olarak kabul edilmedi.

Sonuç olarak yaklaşık 150 milyon dolarlık para İsviçre devletinin kasasında kaldı.

İşte İsviçre’nin kara para mücadelesindeki en önemli tartışmalardan biri burada ortaya çıkıyor:

Yabancı ülkelerdeki yolsuzluklardan elde edilen paralar İsviçre’de bir şirketten tahsil edildiğinde, bu paranın mutlaka mağdur ülkeye gönderilmesini zorunlu kılan bir sistem bulunmuyor.

İsviçre şirketlerinden gelen rüşvet paraları

Bu durum sadece Glencore dosyasıyla sınırlı değil.

2011 ile 2024 yılları arasında İsviçre makamları, İsviçre şirketleri veya İsviçre’de faaliyet gösteren uluslararası şirketlerle ilgili 14 yabancı rüşvet davasını sonuçlandırdı.

Bu davalarda şirketlerden toplam yaklaşık 730 milyon İsviçre frangı yasa dışı kazanç tahsil edildi.

Ancak bu paralar mağdur ülkelere gönderilmek yerine İsviçre hazinesine aktarıldı.

Bu nedenle bazı uzmanlar, İsviçre’nin bir yandan yabancı ülkelerin çalınan paralarını geri göndermeye çalışırken, diğer yandan İsviçre şirketlerinin yurtdışındaki yolsuzluklardan elde ettiği kazançları kendi bütçesinde tutmasının çelişkili olduğunu savunuyor.

İsviçre hâlâ zenginlerin parası için güvenli mi?

Eski MROS Direktörü Daniel Thelesklaf, İsviçre’nin kara para aklamayla mücadelede çoğu zaman uluslararası baskının gerektirdiği en düşük standartları uyguladığını savunuyor.

Thelesklaf’a göre İsviçre bankaları 2016’dan bu yana her yıl 12 ila 17 milyar İsviçre frangı arasında şüpheli varlık bildiriyor.

Ancak bildirilen bu büyük miktarın yalnızca küçük bir bölümü gerçekten müsadere ediliyor.

Üstelik şüpheli paraların arkasındaki kişiler her zaman ceza almıyor. Özellikle başka ülkelerdeki siyasi yöneticilerin veya güçlü kişilerin dahil olduğu dosyalarda uluslararası hukuki yardım süreci engellenebiliyor veya yıllarca sürebiliyor.

Thelesklaf bu nedenle, uluslararası hukuki yardımı engelleyebilen otokratlar açısından İsviçre’nin hâlâ paralarını saklamak için dünyanın en güvenli ülkelerinden biri olabileceğini söylüyor.

Güncel haberler