İSVİÇRE– İsviçre’de göç, aidiyet ve birlikte yaşam temalarını odağına alan Orient Express Film Festivali ve Kültür Haftaları, Bern, Zürih ve Basel’de çok kültürlü programıyla başladı.
İsviçre’de göç, aidiyet ve kültürel çoğulluk ekseninde alternatif bir kültür alanı oluşturmayı hedefleyen Orient Express Film Festivali ve Kültür Haftaları (OEFF), bu yıl altıncı kez düzenleniyor. Festival, 13–24 Mayıs tarihleri arasında Bern, Zürih ve Basel’de gerçekleştiriliyor.
Festival bu yıl “Zusammenleben / Birlikte Yaşamak” temasıyla film gösterimleri, söyleşiler, konserler, çocuk atölyeleri ve kültürel etkinlikleri bir araya getiriyor. Organizasyon, etkinliği yalnızca bir film festivali değil, farklı toplumsal ve kültürel deneyimlerin karşılaştığı bir alan olarak tanımlıyor.

Açılış Bern’de yapıldı
Festivalin açılışı Bern’deki CineMovie salonunda gerçekleştirildi. Açılış programında Türkiye’nin çokkültürlü müzik hafızasında önemli bir yer tutan Kardeş Türküler belgeseli gösterildi. Gösterimin ardından izleyici buluşmaları ve söyleşiler düzenlendi.
Festival yönetimi, açılış gecesini yalnızca bir film gösterimi değil, farklı kültürlerin ve hafızaların bir araya geldiği bir karşılaşma alanı olarak tanımladı.

Göç, savaş ve toplumsal dönüşüm temaları
Bu yılki programda özellikle göç, sürgün, savaş, kadın özgürlüğü ve toplumsal değişim temalarını işleyen yapımlar öne çıkıyor. Filistinli mültecilerin yaşamını anlatan yapımlar ile İran diasporasına odaklanan filmler programda yer alıyor.
Festival, gündelik yaşamı ve toplumsal kırılmaları öne çıkaran anlatılara ağırlık verdiğini belirtiyor.

Üç şehirde geniş program
Festivalin Bern ayağı 13–17 Mayıs, Zürih ayağı 14–17 Mayıs ve Basel ayağı 16–24 Mayıs tarihleri arasında gerçekleştiriliyor. Gösterimlerin yanı sıra söyleşiler, tartışma oturumları ve kültürel etkinlikler de programda yer alıyor.
Basel’de ayrıca çocuk atölyeleri ve konserler düzenlenirken, Elektro Hafız konseri festivalin dikkat çeken etkinlikleri arasında bulunuyor.
“Bir karşılaşma alanı” yaklaşımı
Festival organizasyonu, OEFF’nin göçmenleri yalnızca temsil edilen değil, aynı zamanda kültürel üretim süreçlerinde aktif rol alan özneler olarak konumlandırmayı hedeflediğini belirtiyor. Festival, sinemayı toplumsal hafıza ve birlikte yaşam pratiklerinin bir parçası olarak ele alıyor.
