İsviçre geçmişiyle yüzleşiyor: Yenish halkına yönelik zulüm gündemde

BERN- İsviçre Parlamentosu, Yenish ve Manuş topluluklarına yönelik geçmişte uygulanan sistematik baskıları “insanlığa karşı suç” olarak tanıyan sembolik bir açıklamayı oylamaya hazırlanıyor.

İsviçre, 20. yüzyılda azınlık topluluklara yönelik uyguladığı politikalar nedeniyle tarihinin en tartışmalı dönemlerinden biriyle yeniden yüzleşmeye hazırlanıyor. Bern’de pazartesi günü yapılması beklenen oylamada, Parlamento’nun alt kanadı olan Ulusal Konsey, Yenish ve Manuş topluluklarına yönelik uygulamaların yol açtığı “büyük acı” için pişmanlık ifade eden bir deklarasyonu değerlendirecek.

Parlamentonun hukuk işleri komisyonu raportörü Vincent Maitre, söz konusu metni “sembolik ama güçlü” bir adım olarak nitelendiriyor. Deklarasyon, bu toplulukların İsviçre’de maruz kaldığı uygulamaların insanlığa karşı suç kapsamında değerlendirilmesini içeriyor.

  1. yüzyılın büyük bölümünde Yenish ve Manuş topluluklarına yönelik sistematik baskı politikaları uygulandı. Bu süreçte birçok kişi zorla kurumlara yerleştirildi ya da vesayet altına alındı. Kadınların rızaları olmadan kısırlaştırıldığı, yaklaşık 2 bin çocuğun ailelerinden alınarak koruyucu ailelere veya kurumlara verildiği bildirildi. Bu uygulamaların temel amacı, göçebe yaşam tarzını sona erdirerek toplulukları yerleşik hayata zorlamak olarak kayıtlara geçti.

Federal Konsey, Şubat 2025’te söz konusu uygulamaları resmen “insanlığa karşı suç” olarak tanımlamış ve mağdurlardan özür dilemişti. Ancak Parlamento komisyonu, yalnızca hükümetin değil, yasama organının da açık bir şekilde sorumluluk üstlenmesi gerektiğini vurguluyor.

Sosyal Demokrat Parti’den Ueli Schmezer, yapılacak açıklamanın önemine dikkat çekerek, bu suçların İsviçre’de ve İsviçre vatandaşlarına karşı işlendiğini hatırlattı.

Öte yandan, özellikle İsviçre Halk Partisi içinde yer alan bazı siyasetçiler, hükümetin özrünü yeterli bulduklarını belirterek yeni bir deklarasyona gerek olmadığını savunuyor. Bazı milletvekilleri ise mağdurlara saygı göstermek adına oylamada çekimser kalacaklarını ifade etti.

Yenish ve Manuş topluluklarının temsilcileri ise bu adımı önemli ancak yetersiz görüyor. Irkçılığa Karşı Federal Komisyon ile birlikte yapılan açıklamalarda, hâlen devam eden ayrımcılığa dikkat çekiliyor. Özellikle göçebe yaşam tarzını sürdüren topluluklar için yeterli konaklama alanlarının bulunmaması ve bürokratik engellerin devam etmesi eleştiriliyor.

Sandra Gerzner, sürecin yalnızca sembolik bir tanımayla sınırlı kalmaması gerektiğini belirterek, benzer ihlallerin tekrar yaşanmaması için somut adımlar atılması çağrısında bulundu.

Güncel haberler