Foto: Muhsin Akgün
ZÜRİH- Zürich merkezli Almanca yayın yapan Tages-Anzeiger gazetesine konuşan gazeteci ve yazar Ece Temelkuran, Türkiye’de uzun süredir baskı ortamının toplum üzerinde derin bir tükenmişlik yarattığını söyledi. Temelkuran, sürgün hayatını, otoriterleşmeyi ve Avrupa’daki aşırı sağ yükselişini değerlendirdi.
Türk gazeteci ve yazar Ece Temelkuran, İsviçre merkezli Tages-Anzeiger gazetesine verdiği kapsamlı söyleşide, Türkiye’de son yıllarda yaşanan siyasal dönüşümün toplum üzerinde ağır etkiler bıraktığını söyledi. Yaklaşık on yıldır sürgünde yaşayan Temelkuran, Türkiye’de baskının artık sıradanlaştırıldığını ve toplumun öfkeden çok “yorulmuşluk” hissi yaşadığını ifade etti.
Söyleşide, Türkiye’den ayrılma sürecini de anlatan Temelkuran, özellikle Gezi Parkı protestoları sonrası oluşan siyasi atmosferin hayatını doğrudan etkilediğini belirtti. Hükümet karşıtı yazıları nedeniyle çalıştığı gazeteden ayrılmak zorunda kaldığını söyleyen Temelkuran, Türkiye’den ayrılışının yalnızca fiziksel bir göç olmadığını, aynı zamanda aidiyet duygusunun da parçalanması anlamına geldiğini anlattı.
Yazar, uzun süreli otoriter yönetimlerin toplumlarda yalnızca korku yaratmadığını, zamanla baskının “normal” kabul edilmeye başlandığını savundu. Temelkuran’a göre insanlar yaşananlara inandıkları için değil, başka seçenek göremedikleri için sessizleşiyor.
Söyleşinin dikkat çeken bölümlerinden biri de Türkiye’deki yönetim biçimine ilişkin değerlendirmeler oldu. Temelkuran, ülkede kurumsal devlet yapısının zayıfladığını ve karar mekanizmalarının tek merkezde toplandığını ileri sürdü. Muhalefetin ise seçim süreçleri dışında etkili bir siyasi alan oluşturmakta zorlandığını söyledi.

Temelkuran, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu üzerinden Türkiye’de muhalefete yönelik baskıları da değerlendirdi. Sadece siyasetçilerin değil, sanat ve kültür çevrelerinden isimlerin de hedef haline geldiğini savundu.
Söyleşide yalnızca Türkiye değil, Avrupa ve ABD’de yükselen aşırı sağ hareketler de gündeme geldi. Temelkuran, günümüz otoriterliğinin artık geçmişteki gibi sert ideolojik sembollerle değil; medya, popüler kültür ve siyasi gösteriler üzerinden yayıldığını söyledi. ABD Başkanı Donald Trump ve İngiliz siyasetçi Nigel Farage gibi isimleri aynı küresel siyasi dalganın parçaları olarak değerlendiren Temelkuran, neoliberal politikaların toplumlarda büyük bir güvensizlik yarattığını ifade etti.
Yeni kitabında sürgün psikolojisini ele alan Temelkuran, ülkesini terk eden insanların çoğu zaman “yersizlik” hissiyle yaşadığını anlattı. Berlin’i “yabancıların başkenti” olarak tanımlayan yazar, sürgünün en ağır yanının geçmişe geri dönememek olduğunu söyledi.
Temelkuran, söyleşinin sonunda Türkiye’ye dönüş fikrinin artık kendisi için çok ağır bir duygu haline geldiğini belirterek, sürgünün yalnızca bir ülkeyi değil, geçmiş zamanı da kaybetmek anlamına geldiğini ifade etti.
