41 MEDİA– OpenAI tarafından geliştirilen bir yapay zekâ modeli, yaklaşık 80 yıldır matematikçilerin çözmeye çalıştığı bir problemi çözerek bilim dünyasında büyük yankı uyandırdı. Gelişme, yapay zekânın araştırma alanındaki rolüne ilişkin tartışmaları yeniden alevlendirirken, 1200’den fazla matematikçi ve araştırmacı daha sıkı düzenleme çağrısında bulundu.
Yapay zekâ teknolojilerindeki hızlı gelişim, bilim dünyasında yeni bir dönemin kapısını aralayabilecek bir başarıya daha imza attı. İsviçre devlet yayın kuruluşu RTS’nin haberine göre, Macar matematikçi Paul Erdős tarafından yaklaşık 80 yıl önce ortaya atılan ve bugüne kadar kesin bir çözüme ulaştırılamayan bir matematik problemi, OpenAI’ın geliştirdiği yapay zekâ sistemi tarafından çözüldü.
Söz konusu problem, geometri ve kombinatorik alanlarının kesişiminde yer alıyor. Matematikçiler uzun yıllardır, bir düzlem üzerindeki noktaların aynı uzaklıkta bulunan çiftlerinin sayısını en üst düzeye çıkaracak en verimli yerleşim düzenini bulmaya çalışıyordu. Bugüne kadar en iyi çözümün düzenli kare ızgara sistemi olduğu düşünülüyordu.
Ancak OpenAI araştırmacıları, ChatGPT’nin özel olarak geliştirilmiş bir versiyonunu kullanarak daha etkili bir düzenleme modeli keşfettiklerini açıkladı. Araştırma sonuçları matematik çevrelerinde büyük ilgi uyandırdı.
Bilim dünyasında şaşkınlık yarattı
Araştırmaya katılan OpenAI bilim insanlarından Mark Sellke, elde edilen sonucun kendisini bile şaşırttığını söyledi.
Sellke, yapay zekânın ulaştığı çözüm karşısında günlerce heyecanını gizleyemediğini belirterek, ilk kez bir yapay zekâ sisteminin yalnızca mevcut bilgileri bir araya getirmekle kalmayıp gerçekten yeni bir matematiksel yaklaşım geliştirdiğini ifade etti.
İsviçre’nin önde gelen bilim kurumlarından Lozan Federal Teknoloji Enstitüsü’nde (EPFL) görev yapan matematik profesörü Kathryn Hess Bellwald da gelişmeyi matematik tarihi açısından önemli bir dönüm noktası olarak değerlendirdi.
Bellwald’a göre bu başarı, yapay zekânın yalnızca hesaplama gücünü değil, yaratıcı problem çözme kapasitesini de göstermesi açısından dikkat çekiyor.
Asıl dikkat çeken çözüm değil, yöntem oldu
Araştırmacıları şaşırtan unsur yalnızca sonucun kendisi değildi. Yapay zekânın çözüme ulaşırken izlediği yöntem de bilim insanlarının ilgisini çekti.
Araştırma ekibinin aktardığına göre sistem, problemi çözerken birçok farklı yaklaşım geliştirdi, başarısız sonuçlar veren yöntemleri eledi ve yeni stratejiler üreterek sonuca ulaştı.
Bilim insanları, yapay zekânın ürettiği ara metinlerin bir matematikçinin düşünce sürecini andırdığını belirtiyor. Sistem, adım adım ilerleyerek hangi yöntemin neden işe yaramadığını açıklıyor, ardından yeni bir yaklaşım öneriyor ve çözümünü sürekli geliştiriyordu.
Bu durum, yapay zekânın yalnızca veri işleyen bir araç olmaktan çıkıp bilimsel keşif sürecine aktif olarak katılabileceği yönündeki tartışmaları güçlendirdi.
Genç araştırmacılar arasında endişe yarattı
Gelişme bilim dünyasında heyecan yaratırken bazı araştırmacılar arasında kaygılara da yol açtı.
EPFL’de doktora çalışmalarını sürdüren bazı genç bilim insanları, yapay zekânın ilerleyen yıllarda araştırma faaliyetlerinin önemli bir bölümünü üstlenebileceğinden endişe duyduklarını dile getirdi.
Bazı araştırmacılar, yıllarca sürebilen matematiksel çalışmaların artık çok daha kısa sürede yapay zekâ tarafından gerçekleştirilebileceğini ve bunun akademik kariyerler üzerinde etkiler yaratabileceğini savunuyor.
Buna karşılık başka bilim insanları ise yapay zekânın insan araştırmacıların yerini tamamen alamayacağını düşünüyor. Onlara göre asıl önemli olan, hangi soruların sorulacağını belirlemek ve yeni araştırma alanları ortaya koymak. Bu nedenle insan yaratıcılığının bilimsel süreçte merkezi rolünü koruyacağı görüşü öne çıkıyor.
1200’den fazla matematikçiden ortak çağrı
Yapay zekânın araştırma dünyasındaki etkisi büyürken, 1200’den fazla matematikçi ve bilim insanı ortak bir bildiriye imza attı.
Araştırmacılar, yapay zekânın bilimsel çalışmalarda kullanımına ilişkin etik kuralların ve mesleki standartların belirlenmesini talep ediyor. Bildiride, yapay zekânın güçlü bir araştırma aracı olarak kullanılabileceği ancak bilimsel sürecin merkezinde insan araştırmacıların kalması gerektiği vurgulanıyor.
Uzmanlara göre yapay zekâ artık yalnızca metin yazan veya sorulara cevap veren bir teknoloji olmaktan çıkıyor. Matematik, fizik ve diğer temel bilimlerde yeni keşiflere imza atabilecek seviyeye ulaşması, önümüzdeki yıllarda akademik dünyada köklü değişimlerin yaşanabileceğine işaret ediyor.
