İsviçre’de mülteci çocukların okul mücadelesi

ZÜRİH– İsviçre’de mülteci çocuklar eğitim hakkına sahip olsa da yeni bir ülke, yeni bir dil ve farklı bir okul sistemiyle karşı karşıya kalıyor. Eğitim uzmanı Pascale Herzig’e göre özellikle dil öğrenimi, okul kültüründeki farklılıklar ve devam eden iltica sürecinin yarattığı belirsizlik çocuklar için önemli zorluklar oluşturuyor.

Zürih Pedagoji Üniversitesi’nin (PH Zürich) tahminine göre 2022 ve 2023 yıllarında yaklaşık 30 bin mülteci çocuk İsviçre’de okula başladı. Bu dönemde özellikle Ukrayna’dan gelen çocukların sayısı dikkat çekti. İsviçre genelinde mülteci geçmişine sahip çocukların okul durumuna ilişkin merkezi bir istatistik ise bulunmuyor; Göç Sekreterliği (SEM) verilerin kantonlar tarafından tutulduğunu belirtiyor.

Eğitim hakkı iltica merkezinde başlıyor

İsviçre’de okul çağındaki çocukların eğitim hakkı, iltica sürecinin başlangıcından itibaren geçerli. Federal iltica merkezlerinde kalan çocuklar da burada eğitim alıyor. Derslerin organizasyonundan merkezin bulunduğu kanton veya belediye sorumlu.

Kamu yayıncısı SRF’e açıklamalarda bulunan PH Zürich öğretim görevlisi Pascale Herzig’e göre federal iltica merkezlerindeki eğitim özellikle zorlayıcı. Çünkü aynı sınıfta farklı ülkelerden gelen, farklı ana dillere sahip ve eğitim geçmişleri birbirinden oldukça farklı çocuklar bulunuyor.

Bu merkezlerde çocuklara ağırlıklı olarak dil eğitimi veriliyor. Federal iltica merkezlerinde kalış süresi en fazla 140 gün olabiliyor. İltica süreci bu süre içinde tamamlanmazsa kişiler kantonlara gönderiliyor ve çocuklar en geç bu aşamada devlet okullarına dahil ediliyor.

İki farklı Almanca öğrenmek zorundalar

Çocukların devlet okuluna başlamasıyla birlikte sorunlar tamamen ortadan kalkmıyor. Herzig’e göre birçok çocuk, eğitim devam ederken iltica başvurusunun sonucunu bekliyor. Bu durum, gelecekte İsviçre’de kalıp kalamayacaklarına ilişkin belirsizliği beraberinde getiriyor.

Dil de en önemli sorunlardan biri. Almanca konuşulan kantonlarda çocukların yalnızca yazı dilini değil, günlük yaşamda kullanılan İsviçre Almancasını da öğrenmesi gerekiyor. Bunun yanında okulda farklı derslere ait özel kelimeleri de öğrenmek zorunda kalıyorlar.

Mülteci çocukların bir başka zorluğu ise alışık oldukları eğitim sisteminin İsviçre’den farklı olması. Herzig, özellikle Ukrayna’dan gelen bazı çocukların önceki okullarında öğretmene doğrudan soru sormanın yaygın olmadığını, grup çalışmalarının da daha az kullanıldığını aktarıyor.

Bu nedenle çocukların yalnızca yeni bir dili değil, aynı zamanda farklı bir okul kültürünü de öğrenmesi gerekiyor.

Ukraynalı çocuklar farklı bir süreç yaşadı

Ukrayna savaşının ardından İsviçre ilk kez S koruma statüsünü uygulamaya koydu. Bu statü kapsamındaki kişiler normal iltica sürecinden geçmedi.

Birçok Ukraynalı aile başlangıçta İsviçre’de akrabalarının veya tanıdıklarının yanında kaldı. Çocuklar da doğrudan yaşadıkları bölgedeki devlet okullarına kaydedildi.

Herzig’e göre çocukların mümkün olduğunca erken devlet okuluna başlaması uyum açısından önemli bir avantaj sağlıyor. Böylece çocuklar daha hızlı şekilde İsviçre’deki dile ve günlük yaşama alışıyor, düzenli bir okul hayatına kavuşuyor ve iltica merkezlerinin sınırlı ortamından çıkıyor.

Bu durumun çocukların daha hızlı uyum sağlamasına ve bağımsızlaşmasına katkıda bulunduğu belirtiliyor.

Güncel haberler